Özlem Öztürk Koçak

Özlem Öztürk Koçak
@ozlemiim
Yönetici
İstanbul
42 okur puanı
Aralık 2021 tarihinde katıldı
3/10
·160 syf.··
4 günde okudu
·
2025 15. kitabı
Jorge Ibargüengoıtıa
7.3/10 · 841 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ölü kızlar
3/10
·160 syf.··
2025 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2025 11:16
Jorge Ibargüengoitia ile tanışmam Ölü Kızlar kitabı sayesinde oldu. Aslında bu kitap elime bir kutu kitap grubu aracılığıyla geçti; yani biraz tesadüf, biraz da merak sayesinde okumaya başladım. Meksika’da geçen bir olay zincirini anlatıyor; arka planda siyasi yapılar, güvenlik kurumları ve onların suçlarla olan bağlantılarına dair ipuçları var. Bu yönüyle, toplumsal bir eleştiri olabileceğini düşündürüyor. Fakat kitabın en büyük eksikliği, bu derinliği tam anlamıyla hissettirmemesi. Olayların ağırlığına rağmen karakterlerle bağ kurmak zor. Yüzeyde kalıyorlar ve bu da okur olarak içine çekilmeyi güçleştiriyor. Yani anlatılan meseleler önemli, ama aktarılış biçimi insanı çarpan türden değil. Öte yandan, kısa ve akıcı yapısı sayesinde farklı bir okuma deneyimi sunduğunu söyleyebilirim. Çok beğendiğimi söyleyemem ama alıştığım tarzların dışında bir kitap okumak benim için yenilik oldu. Bazen edebiyatla kurduğumuz ilişki sadece hayranlık üzerinden değil, farklı tatlar denemek üzerinden de şekilleniyor. Ölü Kızlar benim için tam da öyle bir okuma oldu. Jorge Ibargüengoıtıa Ölü Kızlar Özlem Öztürk Koçak
Ölü KızlarJorge Ibargüengoıtıa · Jaguar Kitap · 2025841 okunma
Suç ve Ceza
Puan vermedi·364 syf.··
2025 14. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2025 09:14
Fyodor Dostoyevski, edebiyatın en derin ruh hekimlerinden biri. Onun hayatına baktığımızda, zorlukların ve acıların gölgesinde geçen bir ömür görüyoruz. İdam cezasına çarptırılıp son anda affedilmesi, sürgün yılları, hastalıklarla mücadelesi, borçları, kayıpları… Tüm bunlar, eserlerine sadece bir arka plan değil; adeta damarlarından geçen kan gibi yansımış. Dostoyevski’yi okumadan önce, onun bu kırılgan ama güçlü yaşamına biraz göz atmak bence önemli. Çünkü her satırda, yaşadıklarının izlerini bulmak mümkün. Suç ve Ceza, bu izlerin en yoğun hissedildiği eserlerinden biri. Bir cinayet üzerinden anlatılan hikâye gibi görünse de aslında çok daha fazlası: suçun ağırlığı, vicdanın susmayan sesi, insan ruhunun en karanlık köşeleriyle yüzleşmesi… Raskolnikov, yazarın kaleminde sadece bir karakter değil, insanın içindeki çelişkilerin vücut bulmuş hali. Bir yanda mantık, diğer yanda vicdan; bir yanda gurur, diğer yanda pişmanlık. Dostoyevski’nin psikoanaliz gücü burada ortaya çıkıyor. Freud’dan çok önce insanın bilinçaltını, iç çatışmalarını ve suçluluk duygusunu böylesine gerçekçi bir şekilde kaleme alabilmesi, onun dehasının göstergesi. Raskolnikov’un her iç konuşması, aslında insanın kendiyle yaptığı hesaplaşmaların bir yansıması gibi. Ve bu yüzden kitap, yalnızca 19. yüzyıl Rusya’sının değil, bugünümüzün de ruhunu anlatıyor. Okurken şunu fark ettim: Dostoyevski karakterlerini asla tek yönlü çizmez. Onları yargılamaz, yalnızca tüm çıplaklığıyla önümüze koyar. Okur, bir yandan Raskolnikov’a öfkelenir, bir yandan da ona acır; bir yandan suçluluğunu hisseder, bir yandan hak vermek ister. İşte bu çok katmanlılık, kitabı zamansız bir eser haline getiriyor. Suç ve Ceza sadece roman değil; insan olmanın, vicdanla yaşamın, seçimlerin ve sonuçlarının ne kadar ağır olabileceğini
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Oda yayınları · 1994194,1bin okunma
Bir kadının hayatından 24 saat
Puan vermedi·71 syf.··
2025 13. kitabı
Stefan Zweig’in Bir Kadının Yirmi Dört Saati adlı eseri, kısa olmasına rağmen derinliğiyle insanı sarsıyor. Zweig’in en dikkat çeken yönü, kadın ruhunu ve psikolojisini bir erkek yazar olarak olağanüstü bir incelikle aktarabilmesi. Onun tasvir gücü yalnızca karakterlerin yaşadıklarını görmeye değil, aynı zamanda hissetmeye de davet ediyor. Özellikle kumar oynayan erkeğin ellerini betimlediği kısımlar, yazarın gözlem yeteneğinin zirvelerini gösteriyor. Aynı zamanda psikoanaliz yönüyle de Zweig, insanın en kırılgan duygularını neredeyse cerrah titizliğiyle ortaya koyuyor. Kısacık bir hikâyede tutkuyu, pişmanlığı, vicdanı ve insanın kendine bile itiraf edemediği duygularını böylesine güçlü aktarmak, onun edebi dehasını kanıtlıyor. Zweig’i okudukça, aslında insan ruhunun görünmez taraflarının da ne kadar yüksek sesle konuşabildiğini fark ediyorsunuz. S Stefan Zweig Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat Özlem Öztürk Koçak
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,9bin okunma