Paolo Cognetti – Kurdun Mutluluğu
İtalyan yazar Paolo Cognetti’yi bu kitapla tanıdım. Yılın büyük kısmını İtalyan Alpleri’nde geçiriyor, şehirden uzak sade bir yaşamı tercih ediyor. Kitaplarında da o dinginliği, o doğayla iç içe olma hâlini hissetmek mümkün. Tam bir pazar keyfi gibiydi kitap. Sessiz, yormayan, kendi halinde. Bir grup insanın dağ köyündeki yaşamını anlatıyor ama aslında konu doğayla ve kendinle barışık olma meselesi. Olaylar büyük değil, aksine çok sade. Ama o sadelikte bir huzur var.
Bazı kitaplar bir şey öğretmez, sadece iyi gelir. Kurdun Mutluluğu da onlardan biri. Fazla süslenmeden, fazla iddia taşımadan, insana bir nefes aralığı açıyor. Sekiz Dağ kitabıyla tanınan yazar, yine benzer bir atmosfer yarattığı söyleniyor Kurdun Mutluluğu’nda. Onu da en kısa sürede okuyacağım.
“İnsan topluluğunun bir ormandan farkı olmadığını düşündü: Aşağılara inildikçe çeşitlilik artıyordu.”
Kurdun MutluluğuPaolo Cognetti
Dino Buzzati – Tatar Çölü
Bazı kitaplar sessiz ilerler ama sayfaları çevirdikçe zihninde büyük gürültüler bırakır. Tatar Çölü de benim için öyle bir kitap oldu. Dino Buzzati, insanın “bekleyiş”le imtihanını öyle sade ama derin bir dille anlatıyor ki, romanın ağır temposu aslında hayatın kendi akışını yansıtıyor.
Başlarda olayların yavaş ilerlemesi, karakterin durağanlığı okuru zorlayabilir. Ama bir süre sonra bu durağanlık, neredeyse bir ayna gibi insana dönüyor: Neyi bekliyoruz, neden hep bir şeylerin olmasını umut ediyoruz, olurken bile fark edemiyor muyuz? Buzzati, bunları sessizce sorgulatıyor.
Benim için kitabın en çarpıcı yönü, “eylemsizlik” ile “umut” arasındaki o ince çizgiyi göstermesi oldu. Karakterin bekleyişi sadece bir askeri görev değil; insanın kendi içindeki amaçsızlığın, alışkanlıkların ve geçip giden zamanın sembolü.
Her sayfasında bir ağırlık var, ama bu ağırlık rahatsız edici değil, düşünmeye zorlayan bir dinginlik. Belki de bu nedenle romanın temposu değil, bıraktığı etki güçlü.
“Zaman geçiyordu, ama o fark etmiyordu; çünkü insan beklerken zamanın geçtiğini anlamaz.”
Buzzati’nin bu satırları, kitabın tüm özünü özetliyor.
Kısacası Tatar Çölü, sabırlı bir okur için derin bir iç yolculuk. Sessiz ama çarpıcı bir yüzleşme hikâyesi. Dino BuzzatiTatar ÇölüÖzlem Öztürk Koçak
Judith Hermann – Bütün Aşkların Başlangıcı
Bu kitapla bir kutu kitap sayesinde tanıştım. Alman yazar Judith Hermann’ın Alman edebiyatında önemli bir isim olduğunu bildiğim ve farklı yazarları tanımak istediğim için merak ederek okumak başladım. Ancak açık konuşmam gerekirse benim için zorlayıcı bir okuma oldu.
Kitapta çok fazla gündelik hayata dair ayrıntı, yoğun betimlemeler ve oldukça durağan bir akış vardı. Bu anlatım tarzı belki bazı okurlar için sakin ve derinlikli görünebilir ama beni içine çekmedi. Okurken bir hikâyenin sürükleyiciliğini, karakterlerle bağ kurabilmeyi ya da ilerledikçe bir anlamın açıldığını hissetmek isterim. Burada ise çoğu zaman aynı yerde duruyormuşum gibi hissettim.
Okumaya devam ettim; zira yazara ve edebiyata duyduğum saygı, kitabı tamamlamam gerektiğini düşündürdü. Belki Hermann’ın anlatım tarzına daha aşina olanlar için farklı bir deneyimdir, ama benim beklentilerimi karşılamadı. İyi okumalar…
Judith HermannBütün Aşkların Başlangıcı