Almanya doğumlu yazar Bernhard Schlink’in kaleme aldığı Okuyucu, II.Dünya Savaşı sonrasında 15 yaşındaki Michael Berg ile 36 yaşındaki Hanna Schmitz arasındaki aşkı konu alıyor. Kitap, 3 bölümden oluşuyor . Birinci bölümde Berg’in Hanna ile tanışması ve tutkulu bir aşk yaşaması, buluştuklarında ise Berg’in Hanna’ya kitaplar okuması ve ardından Hanna’nın aniden ortadan kaybolmasını anlatıyor. İkinci bölümde Berg artık bir hukuk fakültesi öğrencisidir. Profesörlerinin isteği üzerine hukuk öğrencileri, başka bir şehirdeki davaya gözlemci olarak katılacaklardır. İşte tam da o sırada Berg’i şaşırtan bir isim söylenir. Bu Hanna’nın adıdır. Hanna, Nazi birliklerine katılmış ve bir kilisede çıkan yangında ölen Yahudi’lerin ölümünden sorumlu tutulmaktadır. Berg ise sevdiği kadının bu suça gerçekten karışıp karışmadığını anlamak için sürekli mahkemeyi izlemektedir. Üçüncü bölümde ise davadan sonra Berg’in hayatında yaşanan değişiklikleri görüyoruz. Hayatına bir türlü kaldığı yerden devam edemeyen Berg, sevdiği kadını, yaşadığı aşkı düşünmektedir.
Aşk, suç, vicdan gibi durumlarla karşı karşıya kalmak ve bunların etrafında yaşanan olayları sade ve akıcı bir dille anlatan yazar, aynı zamanda bize hep görmezden geldiğimiz anılarımızın zihnimizde yeniden canlanmasını sağlıyor.
Okuyucu, onlarca dile çevrilmiş ve sinemaya da uyarlanmıştır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
...Eğer insan öteki için neyin doğru olduğunu ve ötekinin bunu görmemekte direndiğini biliyorsa, onun gözlerini açmayı denemelidir. Son sözü ona bırakmalı, ama onunla konuşmalıdır; onunla, onun arkasından bir başkasıyla değil.
Adalet nedir?
Yasalarda yazılı olan mı, yoksa toplumun fiilen geçerli sayıp uyduğu mu? Yoksa her şeyin hakça yürüdüğü koşullarda, yasalarda yazılı olup olmadığına bakılmaksızın geçerli sayılması ve uyulması gereken bir şey midir adalet?