Bütün hayırsever ve büyük insanların, filozofların, sosyalistlerin insanlığın refah ve mutluluğunu temin için hayatları pahasına tesisine uğraştıkları 'eşitlik' işte o muazzam saniyede ilk ve son defa olarak başarı yüzünü göstermis olur...
Doğacak evladını hayatın nimetlerine erdirmek için zamanın gelişmelerine uygun mektep hazırlamayı bile düşünmeyen bir milletin kahır ve sefalet içindeki nüfusunu artırmaya hizmet insanlığa hayırseverlik etmek midir?
"İnsan tuhaf bir yaratıktır. Burada 'babalarımızın' sürdürdükleri renksiz yaşama şöyle yandan ve uzaktan bir bakarsın, daha iyisi can sağlığı dersin. Yersin, içersin, en doğru, en akıllı biçimde davrandığını bilirsin. Ama öyle değil: Can sıkıntısı huzurunu kaçırır. Insanlarla uğraşmak istiyorum, onlara küfretmek gerekse bile onlarla uğraşmak istiyorum."
“Çok çirkin bir görüntüye, yarisi ezilmiş ama hâlâ sürünüp duran bir solucana bakıyorsunuz. Ben de düşünürdüm, 'Daha pek çok işin hakkından geleceğim, ölüm de neymiş! Görevlerim var, ben zaten bir devim!' diye. Şimdi ise devin görevi adam gibi ölebilmek, hos, bu kimi ilgilendirir ki... Yine de kuyruğu dik tutacağım."