Bana yaşamasını öğretmediler. Daha doğrusu, bana her şeyin öğrenilerek yaşanacağını öğrettiler. Yaşanırken öğrenileceğini öğretmediler. Ben de kolayca razı oldum bana öğretilen bu yanlışlara. İnsan, kendi bulurmuş doğru yolu. Ben bulamazdım. Bana, başkalarına gösterdikleri basmakalıp yolları öğrettiler.
Eskiden, buhranlı gecelerimin sabahında, güneşin doğuşu beni sakinleştirdi. Şimdi sıkıntı veriyor: yeni bir güne başlamanın sıkıntısı. Basma perdenin arkasından giren ışınlar, yaşanacak uzun bir günü gözüme sokuyor.
Her şeyi yaptığımız gibi elbette bunu da birlikte yapardık. Yalnız tek bir şey hariç: hep birlikte ölmezdik sonunda. O Selim’in işi. Bizler seyirciyiz sadece. Dünya bir penceredir; her gelen öldü geçti.