okuryazar

okuryazar
Korkaklar her zaman için cesur insanlardan daha tehlikeli olurlardı. Bir kere sayıları daha fazlaydı. Sonra, arkadan vururlardı. Vurdukları zaman da kötü vururlardı. Çünkü sağ kalırsanız öç alacağınızdan korkarlardı
Sayfa 284 - e yayınları
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İnsanı en mutlu eden şey, ihtiyaçlarıyla varlıkları arasında bir denge bulunmasıdır. Bütün sorun, bu dengenin nasıl sağlanacağı. İnsan bunu belki varlıklarını yükseltip ihtiyaçlarının düzeyine çıkararak yapabilir. Ama bu budalalık olur. Bunu yapmak, arada bir sürü doğa dışı şeyler yapmayı gerektirir. Pazarlık etmek gibi, çalışmak gibi, çabalamak gibi. Öyleyse? Öyleyse akıllı bir adam dengeyi, ihtiyaçlarını azaltarak, yani onları varlıklarının düzeyine indirerek sağlar. Bunu yapmanın da en iyi yolu, bedava olan şeylerin değerini bilmektir. Dağların, kahkahanın, şiirin, bir dostun verdiği şarabın, yaşlı ve şişman kadınların, Bakın bana! Ben elimdekilerle mutlu olmayı çok iyi bilen biriyim. Bütün mesele elimdekileri yeteri kadar çoğaltmak.
Sayfa 281 - e yayınları
“Bildiğin gibi şibumi, sıradan, olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlükleri anlatır. Şöyle düşün; O kadar doğru bir söz ki, cesaretle söylenmesine gerek yok. O kadar dokunaklı bir olay ki, güzel olmasına gerek yok. O kadar gerçek ki, sahici olmasına gerek yok. Şibumi demek, bilgiden çok anlayış demek. İfade dolu bir sessizlik demek. Kendini kanıtlama gereği duymayan bir alçak gönüllülük demek. Sanatta Şibumi zarif bir basitliği ifade eder. Buna sabi denir. Felsefeyse kendini wabi olarak gösterir. Büyük bir ruhsal rahatlıktır ama pasiflik değildir. Bir insanın kişiliğindeyse...nasıl söylemeli... Hakimiyet peşinde olmayan otorite mi? Onun gibi bir şey...”- “İnsan Şibumi'yi elde etmez. Ancak onu...keşfeder. Bunu yapabilecek pek az sayıda üstün nitelikli insan vardır.”- “Daha çok, bilgilerden geçip basitliğe varmak gerek.”
Sayfa 84 - e yayınları
4/10
·456 syf.·
2018 1. kitabı
Kitabı yoğun övgüler üzerine okumaya karar verdim. Genel anlamda güzel bir kitap. Özellikle serüven sevenler için ideal bile denilebilir. Aslında en çok ilgimi çeken kısmı ismiydi; ŞİBUMİ. Ancak ilk eleştirim ismi üzerine olacak. Şibumi kitabın 84.sayfasında şu şekilde tanımlanıyor; “Bildiğin gibi şibumi, sıradan, olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlükleri anlatır. Şöyle düşün; O kadar doğru bir söz ki, cesaretle söylenmesine gerek yok. O kadar dokunaklı bir olay ki, güzel olmasına gerek yok. O kadar gerçek ki, sahici olmasına gerek yok. Şibumi demek, bilgiden çok anlayış demek. İfade dolu bir sessizlik demek. Kendini kanıtlama gereği duymayan bir alçak gönüllülük demek. Sanatta Şibumi zarif bir basitliği ifade eder. Buna sabi denir. Felsefeyse kendini wabi olarak gösterir. Büyük bir ruhsal rahatlıktır ama pasiflik değildir. Bir insanın kişiliğindeyse...nasıl söylemeli... Hakimiyet peşinde olmayan otorite mi? Onun gibi bir şey...”- “İnsan Şibumi'yi elde etmez. Ancak onu...keşfeder. Bunu yapabilecek pek az sayıda üstün nitelikli insan vardır.”- “Daha çok, bilgilerden geçip basitliğe varmak gerek.” Ben kitabın bu açıklamayı verdiği sayfadan itibaren bunun üzerine yazılacağına bunu merkez alacağını düşündüm. Ancak hiç de öyle olmadı. Yani kitap nerdeyse şibuminin ne demek olduğunu anlatıyor sonra birkaç yerde bahsediyor, bu kadar. Bu kitabı okuyup da buna bir isim verelim deseydim en son vereceğim isim şibumi olurdu. Ya kitap isme uymamış ya da isim kitaba uymamış. Bence bu kitabın ismi Nicholia Hel olmalıydı :) İkinci eleştirim de bu konuda olacak. Yani bu nasıl bir kahramandır, nasıl mükemmel üstün yetenekli, güçlü. Yok yok Hel de :) bu karakter bana Nil Karaibrahimgilin “He man” şarkısını hatırlattı. Hiç uzun uzun yazmaya gerek, bence bu şarkıyı dinleyen
ŞibumiTrevanian · E Yayınları · 20249,5bin okunma