Mutlaka okunması gereken kitaplar listesinde yer alan bir eser Gazap Üzümleri. Anlatılmak istenen konu mükemmel işlenmiş. Hem dönemi çok güzel yansıtması hem de karakterleri ve duyguları çok net ve doğru tanımlaması kitabın iniş çıkışı olmayan sabit konusuna rağmen çok rahat akmasını sağlıyor. Steinbeck'in yazarlığına yorum bile yapma gereği duymayacağım. Çünkü okurken hiç eleştirecek bir nokta bulamadım.
Kitabın konusuna gelince bunu en güzel özetleyen cümleler kitabının içeriğinde olan bölümlerde olduğu için onları paylaşmak daha doğru bence;
"Topraktan atılan bir tek adam bir tek aile. Batıya giden otoyolda ilerleyen şu paslı, gıcırtılı araba. Ben toprağımı kaybettim. Bir tek traktör gelip aldı benden toprağımı. Yalnızım, şaşkınım. Gece olunca o bir tek aile hendekte konaklıyor, derken yanına bir aile daha gelip duruyor, çadırlar ortaya çıkıyor. İki erkek yan yana çömeliyor, kadınlarla çocuklar da dinliyorlar. Ey değişiklikten nefret eden, devrimden korkanlar, işte düğüm noktası burasıdır. Eğer o çömelen iki adamı birbirinden uzak tutabilseniz mesele kalmaz. Onların birbirinden nefret etmesini, korkmasını, kuşku duymasını sağlayabiliyor musunuz? Sizin ürktüğünüz şeyin çekirdeği budur işte. Döllenmiş hücredir, zigottur bu. Çünkü artık, “Toprağımı kaybettim,” sözü değişmektedir. Bir hücre bölünmekte, o bölünmeden de sizin korktuğunuz şey doğmaktadır:” Toprağımızı kaybettik.” Tehlike buradadır. Çünkü bir arada bulunan iki adam asla tek başına bulunan adam kadar yalnız ve şaşkın olmaz." (Syf. 185)
Büyük Buhran döneminde, tarımın kapitalistleşmesi ve krizler yüzünden yoksullaşan ve mülksüzleşen yığınların ayakta kalma mücadelesinin anlatıldığı bu destansı romanda açlık, sefalet ve zorbalık yüzünden evlerini terk edip yollara düşmek zorunda kalan binlerce işçi