Mektep ile medrese bir yol bulunarak meczedilmeli idi,nasıl olacağı tartışılır;bunun gibi Arap alfabesi ile Latin alfabesi birlikte yürümeli idi. Tevhid-ı Tedrisat böyle yapılmalı idi. Yazık. Olmadı. Dine karşı olanlar sözünü yürüttü. Seneler sonra yapılan"Dil devrimi" de aynı gayeye matuftur. Dilimizin manevi cephesini teşkil eden ne kadar dinî kelime,kavram vb. varsa,özeleştirme denilerek ayıklandı. Dil böylece dünyevî hale getirilmek istendi. Ama unutmayın,dil ne sade kitap, ne de sözlük değildir. Dil aynı zamanda hafızadır. Hafızayı kazımak eski harflerle yazılmış bir mermer kitabeyi kazımak gibi kolay değildir. Hatta mümkün değildir. Ama olan yine yeni nesillere oldu. Asrın başında sadeleşerek kristal hale gelen güzel Türkçe yaralandı, ifade kudretini kaybetti, estetik hüviyetinden uzaklaştı. Yeni nesiller dil fakiri oldukları için kendilerinden otuz kırk yıl önce eser vermiş yazarların kitaplarını anlayamaz oldular.