Emily BrontëUğultulu Tepeler Uğultulu Tepeler mi beni bitirdi ben mi onu bitirdim bilemiyorum. Heathcliff ve Catherine’in aşkı takıntılı ve bir o kadar yıkıcı; gerçekten romantik bir aşk değil, tam anlamıyla delice. Heathcliff’in saplantısı, Catherine’in Edgar’la evlenmesi ve bunun masum insanların hayatını mahvetmesi kitabı okurken beni hem üzdü hem de sinirlendirdi. Ama ikinci nesil, yani Hareton ve genç Catherine, romanın karanlık havasına biraz umut kattı. Hareton’un büyüme şekline nazaran içindeki o iyi kalpliliği ve Catherine’in snlarda ona destek olması insanın içini ısıtıyor. Heathcliff’in ölüm sahnesi ise, Catherine’siz yaşayamayan bir adam olarak tüm saplantısının doruğa ulaştığını gösteriyor ve cidden etkileyici. Genel olarak, roman aşkın hem büyüleyici hem de yıkıcı olabileceğini, karanlıkla umudun yan yana gelebileceğini gösteriyor.
uzun zamandır kitap okumuyordum bu kitap da uzun zamandır rafta bekliyodu ve gözüme çarptı, iyi ki gözüme çarpmış. Kitap, bir kadının geçmişiyle yüzleşmek için kelebekleri izlemek için gittiği bir adada yaşadığı deneyimleri konu alır. Ana karakterimiz Char, adada geçmişiyle ilgili önemli sırları açığa çıkarırken, aynı zamanda yeni bir hayatın kapılarını da aralar. Romanda, aşk, kayıp, ve ikinci şans gibi temalar işlenir. Okuduğum en iyi kitaplardan birisiydi yazarın kalemi, geçmiş ve geleceğin uyumu, içindeki hikayelerin gizemli oluşu, birbiriyle bağlantısı o kadar güzeldi ki bayıldım. Eğer bu tarz kitaplar biliyorsanız lütfen önerinn. Diğer kitapları gibi bu kitap da mükemmeldi, teşekkürler Sarah Jio :)
Sarah JioKelebek Adası