-İğrenç olmayan bir şey var ama Gaza!
+ neymiş o?
- Rastin'in böbreğini vermeyi kabul etmiş olması!
+Ne olmuş yani? Sadece bir an için kendini iyi bir insan sandı o kadar. Ben de sanmiştım bir zamanlar.. Büyütülecek bir şey değil.
Benim uzmanlığım başkaydı. Çürümenin başka bir türüyle ilgiliydi.Bir bakışta tanıdığım çürüme toprağın üstünde olandı. İnsan hala nefes alip verirken, kalbin ya da beyninde küflenmeyle başlayan o çürümeyi biliyordum ben. Hayat tarafından ensemden tutulup sokulup çikarildığım derslerde ancak o konuya kadar gelebilmiştik.Daha fazlasini bilmiyordum. Üstelik işlediğimiz son ders ölü gömmekti.
Yaşadığı sürece hiçbir seçimi kendi akliyla yapmamıs olanlardaki o ifadeden vardı yüzünde. Sorumluluk değmemiş bir yüz ve özgür iradeyle asla zorlanmamış yüz kasları.
Önce babasının, sonra da Rastin'in akıllarına güvenip köpeğe dönüşmüştü. Başkalarının akıllarıyla karar veren o adamın nasıl saf değiştirdiğini, ve bir kölelikten diğerine nasıl kolayca geçebildiğini gözlerimle görmüştüm. Peki ama ne işe yaramıştı başkalarına güvenmek? Neydi çıkarı? Daha mı az hata yapmıştı? Kesinlikle hayır! Ama galiba hatalarını daha az sahiplenmiş, hatta belki de o depoda geçirdiği günler içerisinde hiçbir zaman , üzerinde bir sorumluluk hissetmemişti.
Sonunda gidiyordum! Siktir olup gidiyordum işte! Her şey bitmişti. Ne Ahad kalmıştı, ne kaçaklar, ne de Kandalı! Hayatımda ilk kez bavul hazırliyordum. Sandığım kadar zor değilmiş, diye düşündüm. Hiçbir şey sandığım kadar zor değilmiş! Gitmek de, kaçmak da, yok olmak da, hiçbir şey..