Henüz yok ediciler konusunda saf dilken evlenen bu kadınlar, hayatlarına yıkım getiren birini seçerler. Bu kişiyi sevgiyle iyileştirmeye kararlıdırlar. Bir şekilde evcilik oynarlar. Vakitlerinin büyük bir kısmını, " sakalı aslında o kadar da mavi değil" diyerek geçirdikleri söylenebilir.
Canavarla evlenmeye böyle rahatlıkla razı olunması, aslında kızlar daha çok küçükken, genellikle beş yaşından önce yapılan bir seçimin sonucudur. Kızlara her türlü tuhaflığı - ister sevimli, isterse de sevimsiz olsun - görmezden gelmeleri, onları hoşa gider hale getirmeleri öğretilir. En küçük kız kardeşin " himm sakalı aslında o kadar da mavi değil" diyebilmesinin nedeni bu eğitimdir. "Nazik olma" ya dönük bu ilk eğitim, kadınların sezgilerini umursamamalarına neden olur. Bu anlamda onlara bilerek yok ediciye boyun eğmeleri öğretilmiştir. Bir anne kurdun, yavrusuna öfkeli bir gelincik yada sinsi bir çıngıraklı yilan karşısında " nazik olma"yı öğrettiğini düşünün.