Helva yaparken gözyaşlarım tencerenin içine damlıyordu. Her bir gözyaşının helva taneleri arasında kayboluşuna bakıyordum: Sanki gözyaşı kaybolunca ben de bir şey unutuyordum. Acaba Aygaz biter mi? Acaba sebzeli yemeğe biraz daha et mi koysaydım? Çünkü ağlamaktan yorulanlar mutfağa gelip tencerelerin kapağını kaldırıp içine uzun uzun sessizce bakıyorlardı. Sanki uzun bir süre ağlarsan, mutfağa gelip ocağın üzerinde, tencerede ne var diye bakmaya izin çıkıyormuş gibi.
Bizim alemimizde iki türlü aşk vardır. Birincisi, birisini hiç tanımadığın için aşık olursun. Çoğu çift zaten evlenmeden önce biraz tanışsalardı asla aşık olmazlardı birbirlerine. Hazreti Peygamber bunun için evlenmeden öne yakınlaşmayı uygun bulmamışlardır. Bir de evlendikten sonra, birlikte bir hayat geçirdikleri için aşık olanlar vardır ki, bu da tanımadan evlenmenin bir sonucudur.