Mutluluğu büyük ve tek bir şey zannedenler, ondan asla pay alamaz. Onun bir cam gibi kırılması ve parçalara ayrılması gerekir. Parçalar hayata saçılıe ve insan en uzağa fırlayan, saklı kalan küçük parçalan teker teker bulup avucunda biriktirir. Yaşam budur, parçalari toplamak. Mutluluğun hasadı böyle yapılır. Yerde parça kalmayinca mutlulugun tükendigini sanip üzülürsün, oysa onun sana görünmeden ayagina batmasindan korkarsin.
Belki batar, battigi yerden çikarirsin. Bir gün unutursun, bir zamanlar orada bir bardagin krildigini, yani ne kadar
mutlu zamanlarin oldugunu. Mutlulugu unutmak, boyle
bakinca tasasiz bir yasam demek. Söylemek istiyorum ki sanstan anladigin, sana mutluluk getirecegiyse umut için yapacagin en basit sey sans oyunu oynamaktir. Hayır, sans seçecek baska bir sikkin daha olmasidur. Yanlig sonuca da götürse dogru sonuca da götürse fazladan bir seçeneginin olmasi, insanin varliginin sınırlarını genisletir. Bazı sanssiz kimselerin tek seçenekleri vardir; kendilerini öldürmek.
"bazen derin bir acı, insana, ölmemesini söyler. çünkü ölse de o acıdan kurtulamayacak gibidir, en iyisi onu burada halletmektir, toprağın üstünde ve canlıyken. bazı hayatlar, vardır, bir acıyı telafi etmek için acımasızca uzamışlardır. bazı hayatlar
da bir mutluluğa, o mutluluğun yaşandığı ana çivi çakarlar. Ama çok az insan mutluluğu hafızasında tekrarlamak için yasar, çoğu acısını ödetir yaşama. günleri söke söke alır yaşamın cebinden. Seçenek diyorsun, ben sadece -şansım olsun veya olmasin- beni yaşatacak şeyi seçiyorum."
"Bazen, bir an, insanın kendini karşısındakine açması gerekir. Nedense yabancı birine, geçmişinden bir parça anlatmak insanı rahatlatir."
"Çünkü yabancı biri sizi yaegılamaz; yargılasa bile sizi tanımadığı için yanıldığını düsünerek rahatlatabilirsiniz kendinizi," dedi Gustav.
"Haklısın, insan yargılanmadan, deli damgası yemeden rahatça konusabilmek istiyor"