Oktay Yiğit

Oktay Yiğit
@pantsil
.
Öğretmen
1 Mart 1990
16 okur puanı
Aralık 2021 tarihinde katıldı
"İnsan hayatının tamamını dört duvar arasında geçirebilir. Kendisini tutsak olarak hissetmediği müddetçe tutsak sayılmaz. Ama kainatın sonsuz büyüklüğünü, milyonlarca yıldızı, galaksiyi görüp, onlara asla erişemeyeceğini bilen biri için koskoca dünya hapishaneden farksızdır. İdrak ettikleri şey zamanın ve mekanın tutsağı haline getirir."
1000Kitap
Reklam
Seni anlatabilsem seni. Yokluğun, cehennemin öbür adıdır. Üşüyorum, kapama gözlerini. AHMET ARİF
Şiir
Biliyoruz ki bizler, görünen gerçeklerin çok küçük bir noktasının efendisi ve sonsuz büyüklükteki bilinmeyenin kölesiyiz. Ben, bizi, gökyüzünü keşfetmiş olan bir böcek ile karşılaştırıyorum. 'Şuradaki bitki sapina tırmanacağım" diye düşünür. 'Hedefe ulaşmak için yeterince yüksek görünüyor gözüme. Sabahtan başlayarak akşama dek tırmanır. Yukanı ulaştığında ise tüm çabasının boşa olduğunu görür. Toprak kendisinin birkaç adım altında, yıldızlarla dolu gökyüzü ise hâlâ çok uzaklardadır. Tek fark böceğin yukarı çıkan başka bir yol görememesidir. Inancını yitirmiş ve kâinatın sonsuz büyüklüğü karşısında bir hiç olduğunu kavramıştır. Tüm zamanlar için, her türlü mutluluk şansını yitirmiştir artık."
1000Kitap
"Evet evet, aşağıdakiler gerçekten de durumu en iyi olanlar" diye devam etti. Sanki kendi kendine konuşuyordu. "Arkalarında kendilerinin yerine düşünen ve karar veren birisi var. Fakat bizim sorumluluklarımızın ve perişanlığımızın bilincini kim ortadan kaldıracak? Ya da, yarınları düşünerek geçirdiğimiz uykusuz geceleri? Ya arkasından büyük hiçliğin geleceğini bildiğimiz ölümden duyduğumuz korkuyu kim giderecek? Gök kubbe hâlâ binlerce yıldız ile gözlerimizde parlıyor; hâlâ hissediyor, hâlâ düşünüyoruz. Fakat, ya bilincimizin verdiği eziyetlerin son bulacağı, hiçliğin sonsuz karanlığına ayak basacağımız o büyük an geldiğinde? Evet, aşağıdakilerin durumu gerçekten de çok iyi. Onlara bir cennet ya rattık ve ölümden sonra sonsuz zevklerin kendilerini beklediğini öğrettik onlara. Onlardan daha kıskanılacak yaratıklar tanıyor mu sunuz bu dünyada?"
1000Kitap
Size eski Yunan filozofu Empedokles örneğini vermek istiyorum. Daha sağlığında, öğrencileri, kendisini bir Tanrı olarak kabul etmeye başlamışlardı. Öleceğini hissettiği zaman kimseye haber vermeden bir yanardağın tepesi ne çıkarak, kendisini fokur fokur kaynayan kraterin içine attı. Bir zamanlar, kendisine inananlara bir kehanette bulunmuştu çünkü: Ölmek üzere iken bir mucize gerçekleşecek ve canlı vücudu yeryüzünden alınarak öbür dünyaya götürülecekti. Maalesef kraterin kenarında sandalının tekini düşürdü, bu onu ele verdi. Eğer o meşhur sandal bulunmamış olsaydı, dünya, 'Tanrı Empedokles'in' ilâhi arştan kendilerini gözetlediğine inanacaktı. Bu olay üzerine biraz düşünecek olursak, filozofumuzun bunu kendi çıkarları için yapmadığını açıkça anlayabiliriz. Öldükten sonra, havarilerinin, onun göğe çıktığına inanmalarından ne gibi bir yarar elde edebilirdi ki? Ben, onun, gayet ince bir davranış göstermiş olduğunu düşünüyorum. Ölümsüzlüğüne sarsılmaz bir iman besleyen müminleri üzmek istememişti. Onların, kendisinden yeni bir masal beklediklerini biliyordu; ve onları hayal kırıklığına uğratmak niyetinde değildi.
1000Kitap
Reklam