Size eski Yunan filozofu Empedokles örneğini vermek istiyorum. Daha sağlığında, öğrencileri, kendisini bir Tanrı olarak kabul etmeye başlamışlardı. Öleceğini hissettiği zaman kimseye haber vermeden bir yanardağın tepesi ne çıkarak, kendisini fokur fokur kaynayan kraterin içine attı. Bir zamanlar, kendisine inananlara bir kehanette bulunmuştu çünkü: Ölmek üzere iken bir mucize gerçekleşecek ve canlı vücudu yeryüzünden alınarak öbür dünyaya götürülecekti. Maalesef kraterin kenarında sandalının tekini düşürdü, bu onu ele verdi. Eğer o meşhur sandal bulunmamış olsaydı, dünya, 'Tanrı Empedokles'in' ilâhi arştan kendilerini gözetlediğine inanacaktı. Bu olay üzerine biraz düşünecek olursak, filozofumuzun bunu kendi çıkarları için yapmadığını açıkça anlayabiliriz. Öldükten sonra, havarilerinin, onun göğe çıktığına inanmalarından ne gibi bir yarar elde edebilirdi ki? Ben, onun, gayet ince bir davranış göstermiş olduğunu düşünüyorum. Ölümsüzlüğüne sarsılmaz bir iman besleyen müminleri üzmek istememişti. Onların, kendisinden yeni bir masal beklediklerini biliyordu; ve onları hayal kırıklığına uğratmak niyetinde değildi.