Zavallı habil, tanrı kandırmıştı onu. Efendi cennet bahçesinin açılışında çok kötü bir seçim yapmıştı, döndürmeye başladığı rulet oyununda herkes kaybetmişti, körlemesine yapılan atışlarda kimse hedefe isabet ettirememişti. Adem'le havva'nın, öldürülen evlâtlarının kaybını telafi etmek için bir oğul daha dünyaya getirme olasılğı hâlâ vardı, lakin insanların neden ve ne için olduğunu bilmeden hayatta çocuk yapmaktan başka amaçları olmaması ne kadar üzücü. Nihai bir amaca, son bir nedene inananlar, soylarını devam ettirmek için derler, ama bu amacın ne olduğu hakkında hiçbir fikirleri yoktur ve sanki evrenin tek ve son umuduymuş gibi soyu devam ettirmenin hangi uğurda yapıldığını kendilerine hiç sormamışlardı. Efendiyi öldüremediği için habil'i öldürmekle kabil cevabını vermistir. Bu adamın gelecekteki hayatında hayırlı hiçbir şey olmayacaktır.
Olabilir, ama seni temin ederim ki eğer ben tanrı olsaydım her gün şöyle derdim, Başkaldırıyı seçenlere hamdolsun çünkü yeryüzünün krallığı onların olacaktır.
Kervanbaşı karar verecekti onlarla ne yapılacağına. Bu belirsizliğe rağmen adem, veda edip kapıyı kapatıyormuş gibi ateşi söndürdü. Ateşten çıkan son duman havada dağılıp giderken kerubi, işte gidiyorlar, iyi yolculuklar, dedi.