Ateş yakacak bir şeyimiz yok ki diye onun sözünü kesti havva, Sende yok, ama bende var, Ne var, Benim bu ateşten kılıcım hic değilse bir kez olsun ise yarasın, ucunu kuru çalılarla otlara yaklaştırmak yeter, yakınlardan geçen bir kervanı bırakın aydan bile görünecek bir ateşiniz olur, lakin ateşin etrafa yayılmamasına dikkat etmelisiniz, bir ateş yakmak başka şeydir, bütün çölün yanması başka șey, sonunda cennet bahçesine sıçrayabilir, ben de işsiz kalırm.
Cennet bahçesinde meyveden bol bir şey yoktu, hatta yenecek ondan başka bir şey bulunmuyordu, dünyaya etçil olarak geldiklerinden doğaları gereği kanlı etle beslenmek zorunda olan hayvanlar bile ilahi dayatma gereği, o aynı melankolik ve yetersiz diyete mahkûm olmuşlardı. Anlaşılamayan bir şey varsa o da efendi'nin, sanki hokkabazmış gibi, parmaklarını şöyle bir şaklatmasıyla peyda olan o postların nereden geldiğiydi.
Efendi ne yapabilir ne yapamaz hiç bilemeyiz. Öyleyse bize bir açıklama yapmaya zorlamalıyız onu ve bize ilk söylemesi gereken şey bizi neden ve hangi amaçla yarattığı olmalı. Sen delisin.
Korkak olmaktansa deli olmak evlâdır.