Küçük bir aksaklığı kriz gibi yaşayan, hayatı sürekli “felaket modu”nda gören biri; zihnini zaten büyütülmüş bir musibetin içine sokar. Sorun büyümez belki, ama algı büyür. Algı büyüyünce
yük de ağırlaşır. Bu sözün bugünkü karşılığı şudur:
Küçük şeylerde dağılan, büyük şeylerde dayanamaz. Hayat bazen ceza vermez; kapasiteyi büyütür. Sen küçükte sabretmeyi öğrenmezsen, büyükte hayat sana öğretir. İmam Gazaliİnsan Nasıl Kaybeder?
Ahlaklı Bir Toplum Neden Çökmeye Mahkûmdur..?
Bize hep kanaatkâr, dürüst ve alçakgönüllü olmamız öğütlendi. Peki ya bütün dünya bir sabah uyanıp "tamamen ahlaklı" olsaydı ne olurdu..? Cennet mi..? Yoksa tam bir ekonomik
çöküş mü..?
Bernard Mandeville, 18. yüzyilda yazdığı
"Arıların Masalı"nda rahatsız edici bir
gerçeği yüzümüze vurdu: Medeniyeti ayakta tutan şey erdemlerimiz değil,
kusurlarımızdır.
Kıskançlık biterse, moda ölür.
Açgözlülük biterse, ticaret durur.
Hırs biterse, ilerleme yok olur...
Mandeville'e göre "özel Kötülükler, Kamusal Faydalar" yaratır. Yani o sevmediğimiz hırslarımız, aslında toplumu besleyen yakıttır...
Sizce haklı mi..? insan doğasındaki bu
"kötülükler" olmadan medeniyet ilerleyebilir mi..?
*
@lıntı