Önceden de söylediğim gibi, Fyodor Pavloviç çok çökmüştü. O zamanlar çehresi, sürdüğü yaşayışın içyüzünü bütün çıplaklığıyla açığa vurmaktaydı. Her zaman arsız, kuşkuyla bakan ufak gözlerin kıyısından sarkan torbacıklar ufak ama yağlı yüzündeki sayısız derin çizgiler ve sivri çenesinin altında etli, para kesesi gibi uzunca gıdık yüzüne iğrenç bir şehvet anlatımı veriyordu. Buna bir de kocaman, kalın dudaklı obur ağzının içinden görünen kapkara, tümüyle çürümüş diş kırıklarını ekleyin. Konuşurken çevreye salyalarını saçıyordu. Durumundan hoșnut gibi görünürken, suratıyla alay etmekten hoşlanırdı. En çok; pek büyük olmamakla birlikte, epey ince, kemerli burnuna dikkati çekerek, "Tam Romalı burnu; șu gıdık da eklenince Roma'nın eski günlerindeki eski soylu yüzünün ta kendisi..." deyip dururdu. Galiba gurur duyuyordu bundan.