paradigm shift

paradigm shift
@para_digmshift
Luther ilk defa olarak İncil'i açık ve herkesin anlayacağı bir surette Almancaya çevirdi. Halk tarafından anlaşılmayan ve mukaddes sayılan Latin dilinin esrarlı örtüleri altından dini gerçekleri çıkararakAlman esnafıyla köylüsünü İncil'in metni ile doğrudan doğruya ve vasıtasız temasta bulundurdu. Artık riyakâr papazların aldatıcı yorumlarına muhtaç olmadan herkes ilâhi hükümleri kendi kendine öğrenip anlayabilirdi. Gerek bu, gerek Luther ile aynı fikirde olan Rotterdam'lı Erasmus ve Melanchthon'un propagandaları, vaazları bütün Almanya' yı sarstı.
Sayfa 33
Reklam
Zaten cemiyet ve fertlerde suur ve bilgi gelişirken, kiliseyi temsil eden zümre bu kadar tahakküm ve zorbalğın tabii neticesi olarak, mana ve ahlâkça bo- zulmaya başlamıştı. O eski asabiyet, metanet, dayanıklılık, kırılmıştı. Herkesin gözüne çarpacak surette artan ve çoğalan suistimaller halk gözünde o eski kutsiyeti tamir edilemez bir surette yaralamıştı. Dante'nin "Cehennem"'i ta Ortaçağda bile ruhani zümrenin ne gibi bir ahlaka sahip olduğuna ve halk tarafindan ne kadar alayla karşilandığına bir örnektir.
Sayfa 32
Gustave Le Bon, Durkheim, Bergson ve daha başkaları olmasaydı, dimağımızın içindekiler eski tasavvufun dışına çıkamazdı. Fransız edebiyatının etkisi olmasaydı, ruhumuz harabat edebiyatının içinde bunalıp kalmış olacaktı. Medeniyet alanında mağlûbiyetimiz kať idir.
Sayfa 27
Homo sum, nihil humanum mihi alienum est. İnsanım, insani olan hiçbir şey bana yabancı değildir.
Sayfa 26
Meselâ milletlerarası işçi ve âlimler kongreleri, tröstler vs. gibi amiller, Avrupa kavimleri arasında, hatta genel ülküler, amaçlar, hedefler bile doğurmuștur. Yukarıda medeniyetlerin kalp ve dimağları adıyla yad ettiğimiz hususlar, işte bu ortak ve genel amillerin tesirleri ile meydana gelmiştir. Bu suretle aynı medeniyet zümresini, aynı kafa ile düşünür, aynı kalp ile duyar ve aynı manevi cihazlarla donanmış görüyoruz. Șimdi bu medeniyetlerin karşılıklı durumlarına sözümüzü getirirken, bunlardan birisinin, yani Batı medeniyetinin galip ve diğer ikisinin de, yani İslâm ve Buda-Brahman medeniyetlerinin mağlup durumda olduklarını görüyoruz. Evet! Bu mağlûbiyeti itiraf etmek zorunda kaldığımızdan biz de pek üzgünüz; fakat bunu bir kere açık ve kesin surette itiraf etmelidir. Bizde hâlâ kelimelerle oynayarak, gerçeği görmemekten hoşlanan körler vardı. Fakat güneş gibi açık bir olayı inkâr etmek ahmaklığın ta kendisidir ve artık bu ahmaklıktan yakayı kurtarmalıdır.
Sayfa 22 - Doğu Kitapevi
Reklam