Alexa, benlik duygusunun olması gereken yerde kocaman bir oyuk hissediyordu. İlk evliliği hızla tuz buz oldu. Herkese bakıp, herkesi gözetmesi gerektigine inanarak büyüdü. "Bir an bile soluk almıyordu" diyor Neufeld. İçinde durup dinlendiği bir yer yoktu.
Alexa'yı donduran şey ağır terk edilme korkusuydu. Gerçek anne babası tarafından bırakıldıktan sonra, onu evlat edinen annesiyle arasında hiçbir zaman bir bağ kuramamıştı. O ilişki her şeyden yoksundu; hiçbir zaman yürümedi," diyor Alexa'yı ömrünun son üç ylında yakından tanıma firsatı yakalayan Dr. Neufeld. Evlat edinen annenin, gözdesi olan bir başka çocuğu vardı ve Alexa'nin istese de yapabileceği hiçbir şey yoktu. Sonunda da yabancılaşmış bir ergen olup çıktı, çünkü pes etmişti. O zamana kadar kendisini evlatlık alan annesiyle arasında bir bağ kurmak için ölesiye çabaladı, fakat bunu başaramadı. Gerçek bir boşluk duygusu oluştu içinde. Alexa, benlik duygusunun olması gereken yerde kocaman bir oyuk hissediyordu.
"Stresin niteliği her zaman insanların düşündüğü gibi normal bir seyir izlemiyor. Savaştan veya parasızlıktan veya birinin ölümünden doğan dışsal bir stresten bahsetmiyorum, kişinin kendisini bir başkasına göre düzenlemek zorunda kalmasından doğan içsel bir stresten bahsediyorum. Bana öyle geliyor ki kanser, ALS (Amiyotrofik Lateral Skleroz-- Motor nöron hastalığı), MS (Multipl Skleroz), romatoid artrit ve diger tüm bu rahatsızlıklar kendilerini bağımsız şahsiyetler olarak var edemeyen insanların başına geliyor.
Şimdi bunu neden söylediğimi merak ediyorsunuzdur. Bunu duymaya hazır olmayabilirsiniz, fakat tüm yaşamınız doğruyu aramakla geçmiş. Bunu biliyor ve anlıyorum.