İnsan, yalnız bir yüce varlığa inandığı için dindar değildir, ruhunun bütün kuvvetlerini, iradesinin bütün itaatlerini, taassubunun ateşlerini, bir davanın yahut his ve eylemlerine rehber olmuş bir kimsenin hizmetine vakfettiği zaman, dindardır.
Napolyon şöyle diyordu: “ Vendee harbini kendimi Katolik yaparak kazandım, kendimi müslüman gösterdikten sonra Mısıra yerleştim, kendimi Papa'nın nüfuzunu yaymağa taraf olduğumu gösteren belge (ultramontain) göstererektir ki, İtalyada papazları elde ettim. Eğer. Yahudi bir kavme hükmetseydim Süleyman'ın mabedini yeniden inşa ederdim." Büyük bir olasılıkla büyük İskender ve Sezar'dan sonra, kitlelerin hayal gücünü nasıl etkileyeceğini, hiç bir büyük adam bu derece anlamamıştır.
Büyük tarihi olayların hemen hepsi: Budizm, Hristiyanlık, Müslümanlık, Protestanlık, Büyük Fransız İhtilâli ve zamanımızda sosyalizm, kitlelerinin hayal gücü üzerine doğrudan doğruya yapılmış tesirlerin neticesidir.