İhtiyacımız olan her şeye sahiptik, yani karnımız tok sırtımız pekti, doyasıya yiyor (kanıt: Kasaptan haftada dört kere alınan et), yaşadığımız tek mekân olan kafede ve mutfakta ısınıyorduk. İki kat giysimiz vardı, biri günlük, diğeri pazarlık (birincisi yıpranıp eskidiğinde pazarları giydiğimiz günlüğe geçiriliyordu). İki okul önlüğüm vardı. Çocuk hiçbir şeyden mahrum değil. Yatılı okulda, diğerlerinden daha kötü durumda olduğum söylenemezdi, çiftçilerin ya da eczacının kızlarının neyi varsa ben de o kadarına sahiptim, bebekler, silgi ve kalemtıraş, içi müflonlu kışlık bot, tespih ve dua kitabı.