Bayan Gillis, cenaze alayı evden ayrılmadan önce Anne'i boş bir odaya çekip ona ufak bir paket verdi.
"Bunu almanı istiyorum," diye hıçkırdı. "Ruby, bunu se nin almanı isterdi. İçinde, işlediği süslü nakış var. Neredeyse bitmişti; iğne, ölmeden önceki son öğle vaktinde kızımın za vallı minik parmaklarının son kez batırdığı yerde duruyor."
“Tamamlanmadan geride bırakılan bir iş vardır her za man," dedi Bayan Lynde, yaşlı gözlerle. "Ama zannediyorum ki yarım kalan işi bitirecek birisi daima bulunur."
"Anne, bana ne yapacaksın?" diye fısıldadı. "Hiçbir şey canım. Bence sen zaten cezalandırıldın."
"Hayır, cezalandırılmadım. Bana hiçbir şey olmadı."
"Yanlış yaptığından beri çok mutsuzsun, değil mi?" "Kesinlikle!" dedi Davy bastırarak.
"Seni cezalandıran vicdanındı, Davy."
"Vicdan ne demek? Bilmek istiyorum." "Bu senin içinde olan bir şey Davy, sana her zaman yan lış yaptığını söyleyen ve bunu yapmakta ısrar ettiğin tak dirde seni mutsuz eden bir şey. Bunu hiç fark etmedin mi?"
"Ettim ama ne olduğunu bilmiyordum. Keşke vicdanım olmasaydı. O zaman daha çok eğlenirdim. Vicdanım nerede Anne? Bilmek istiyorum. Midemde mi?"
"Hayır, ruhunda," diye cevapladı Anne. Karanlıkta ol dukları için minnettardı, çünkü ciddi konularda ağırbaşlılı ğını koruması gerekiyordu.
"Sanırım bundan kurtulamam o zaman," dedi.