"Sana su dökemeyecek kadar ateşim ben... Küllerinden arındıramayacak kadarsa duman... Çünkü o kadın benim. Her şeyin en kötüsü bana aitken karşımdaki sen; bir katilin ruhunun derinlerinde gizli duran, o ruh o bedenden ayrılmadan çıkamayacak kadar aciz, küçük bir çocuk olabilirsin."
"Eğer yaşadığın aşkta mutlu olmak istiyorsan gönlünü kapattığın gibi nefsini de durdurmayı bileceksin. Erkek olarak kadınının olmasını istiyorsan gözlerini sevdiğinden başkasına çevirmeyeceksin ve şayet aldatacaksın başlamanın eşiğine dahi gelmeyeceksin. Ne diyor Paul Auster: 'Çünkü ihanet bir ruh hali değil, karakterin dökülüş biçimidir.' "
“Peki... Çağan. En son cuma günü görüştük ve yarın okulda tekrar bir araya geleceğiz. Bugün neden buradasın?”
Yüzünden eksik etmediği gülümsemesiyle sırtını tezgâha dayadı, etrafta başka insanlar varmış da duymamaları gerekiyormuş gibi bir fısıltıyla “Varlığını hissedemeyince hırçınlaşan bir adam oldum. Boş… Eksik bir adam…” dedi. “Son parçamı sende bulmaya geldim.”