Puan vermedi·208 syf.··
2026 23. kitabı
Dikkat yeraltı edebiyatı içerir! Ölüm Pornosu, okuru daha ilk anda floresan ışıklı, havasız ve yapay bir bekleme odasına fırlatıyor. Burada cinsellik hazdan çok endüstri; beden arzudan çok ürün, şöhret ise yavaş yavaş kesilen bir fatura gibi duruyor. İlk bakışta kaba, aşırı ve rahatsız edici görünen anlatı, aslında modern insanın her şeyi seyirlik hale getirme hastalığını kazıyor. Ölüm bile artık trajedi değil, izlenme ihtimali taşıyan karanlık bir gösteriye dönüşüyor. Cassie Wright’ın rekor denemesi, pornografik bir olaydan çok şöhretin mezbahaya çevrilmiş hali gibi okunuyor. İnsan bedeni kendi sıcaklığını kaybediyor, kameranın soğuk gözünde sayıya ve sıraya indirgeniyor. Bay 72, Bay 137, Bay 600 gibi adlandırmalar da bunu keskinleştiriyor: Kimlik siliniyor, geriye yalnızca numara kalıyor. Herkes aynı mekânda bekliyor ama kimse tam anlamıyla var olamıyor. Bence en sert taraf, metnin ahlaksız görünmeye çalışması değil; ahlakın zaten pazara çıkarılmış olduğunu göstermesi. Toplum bir yandan bu dünyaya tiksintiyle bakıyor, öte yandan gizlice izliyor, tüketiyor, merak ediyor, konuşuyor. Yani anlatı yalnızca sektörün karanlığını değil, seyircinin ikiyüzlülüğünü de ortaya döküyor. Asıl soru burada beliriyor: Gerçekten iğrendiğimiz şey yapılanlar mı, yoksa bakmaktan kendimizi alamayışımız mı? Karakterlerin her biri ayrı bir kırık ayna gibi duruyor. Kimi şöhrete tutunuyor, kimi geçmişindeki boşluğu kapatmaya çalışıyor, kimi kendi değersizliğini başkasının bedeni üzerinden unutmak istiyor. Fakat hiçbir temas gerçek yakınlığa dönüşmüyor. Tenler birbirine yaklaştıkça ruhlar daha da uzaklaşıyor. Bu yüzden asıl karanlık çıplaklıkta değil, temasın bile yalnızlığı iyileştirememesinde saklanıyor. Anlatım bilerek güzellik aramıyor; çirkinliğin altını kazıyor. Cümleler paslı bir
Edebiyat
Ölüm PornosuChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 20214,078 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
Beğendi
·
2022 2. kitabı
"Milhan'a Mektuplar" Bağlamında İnsan Olgusu Bir kaç aydır Veysel Çolak kitapları okuyorum. Önemli bir kısmı şiir üzerine yazılmış kitaplar bunlar. "Kedisi Gece" gibi farklı kitapları da var tabi. İnsanlar, diğer canlılar çevre, duygular, kırılganlıklar, hayaller, mücadeleler, dünyanın kahrı gibi konular birçok kitabın ilgi alanı içerisindedir. ‘Milhan’a Mektuplar’ın yanında “Kan Kırmızı Hayat”, “İnsan Denen Cehennem” gibi diğer bazı kitaplarında da insan olgusunun etraflı bir şekilde işlendiği görülmektedir. Alımlayanlar, güzel kitaplar okudukça hem yazarla ünsiyet kuruyor hem de kitap sayfalarında sohbeti güzel bir insanla ve yazarla buluşuyor. Bir gençlik aşkı üzerinden sevgilenmeyi öğreten, hayatlara dokunan öyle çok güzellikler taşıyor ki... Hayatı, kitaplara sığdırmaya çalışan her yazar şair gibi Veysel Çolak’ta böyle güzel bir izleğe sahiptir. ‘Milhan'a Mektuplar’da da bahsi geçen bu muhteviyatı daha çok görmekteyiz. Her ne kadar kurgulanmış bir sevgiliyle hasbıhal, mektuplaşma gibi olsa da bununla beraber insana dair bakış açıları, hayatın diyalektiği ve duygu halleri ele alınıp işlenmekte. "Herkes gücü oranında "verici" olsa, güçler zorlanmasa, sanıyorum, dünyada sevgi daha büyütülmüş olacak" (sayfa 15) İfadesinde, insani değer olgularının öncelendiği önemli bir tespittir. Yaşananlar üzerinden mesaj verme, temenni de bulunma özelliği de taşımakta bir taraftan. Yazılarda yüreğe dokunan, etkili çağrışımları da fazlasıyla görmek mümkün. "Herkes bir başkasıyla kendini açıklar" (sayfa 44) Bunun gibi diğer önemli noktalarda da kıyasta bulunma, değerlendirme ve tespitlerle anlatım daha da zenginleşmektedir. Bu yazılanlarda inşa süreci her ne kadar mücadeleyle süreğen olarak devam etse de bir taraftan her şey yıkılıp diğer taraftan inşa olacağı gerçeği, ana fikir
Milhan'a MektuplarVeysel Çolak · Hayal Yayınevi · 201013 okunma