Puan vermedi·222 syf.··
2026 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 00:00
"5G , CERN, Salgınlar ve Karantina. Krizleri Kimler Yönetiyor? Yaşananların ve Yaşanacakların Ardındaki Kadim Gerçekler!" Bu Büyük Sırlar (Kadim Geçmiş Yakın Gelecek) kitabının afişi. Pandemide okumuştum ve vay be demiştim, kıyamete hazır bir moddaydım ve tüm kıyamet senaryolarını sevgiyle kucaklıyordum zaten. “Bizim ayetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı kibirlenmek isteyenler var ya, işte onlara gök kapıları açılmayacak ve onlar, deve iğne deliğine girinceye kadar cennete giremeyeceklerdir! Suçluları işte böyle cezalandırırız!” (A’RAF suresi 40. ayet) Bu da Anatula (Kayıp Kıtalar, Kara Delikler ve Kuran'daki Bilim) kitabından ve şu an yakın olduğum tek şey toprak. Gök bilim? Evet müthiş bir şey ama hepimizin bütün hücrelerimizde anlaması gereken bir şey olduğunu zannetmiyorum artık. Çünkü tükeniyoruz bir yerde. Ben bilim adamı değilim bir fen geçmişim de var evet ama öyle olmayan birinin gözünden çok zor bu gerçekler. Mesela akşama Passengers izleyesim var aşırı. Uzay Yolcuları. Evdeki ekiple izleyemem ama hayal işte. Neyse. Ama bu filmin çoğu kişinin göğüs kafesini açacağını değil daraltacağını biliyorum. Yazara bir sözüm yoksa da maalesef toprağa dönmek fikrinden daha korkunç kara delikler, paralel evrenler fikri. Bu kadar yoğun meseleyi bir el broşüründe vermek iyi bir fikir değil. 200 sayfa bu meselelerin hatta mesellerin M'si etmez. Kur'an-ı Kerim'in bir noktasını bile atlamamak gerektiğini biliyorum sadece bunun bu şekilde anlatılabileceğini düşünmüyorum. Her şey bilimselleştirilmeye çalışılıyor, zaten öyle ama ileriyi görmeye çalışmaktan anı göremeyebiliyoruz. Buna üzülüyorum. Bilimselleştirme çabası hz sahabeye kadar uzanıyor bazen, ne yani biz onlardan iyi mi anlıyoruz şu anda? O zaman elimizde patlar tüm gerçeğimiz. Hz. Sahabe nutfeyi, mudğayı, alakayı
Edebiyat
Anatula Kayıp Kıtalar, Kara Delikler ve Kuran'daki BilimOlgun Aydoğu · Hermes Yayınları · 201312 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2025 132. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2025 09:52
Yüz yıl öncesinden bir bilim kurgu. O kadar yıl geriye gitmeye gerek yok benim okuldan mezun olmam on yıldır ve o zaman bizim sınıfın robotlar bakışını hatırlıyorum da, muazzam bir "ilerleme." olmuş. Bir robotumuz vardı ve tek yaptırabildiğimiz erik dalına benzer bir hareketti. Tabi bir de yanarlı dönerli ışıkları vardı. Bu kadar. Bu demek değil ki o zamanlar tüm dünya bu durumdaydı, hayır tabii ki sadece bir bilgisayar mühendisliği sınıfının imkanlarıyla o kadarını yapabiliyorduk. Aslında bir parça yapay zekaya da bulaşmıştık ama daha kendimiz bile ayırdında değildik. Mesela biz ona kendi kendine öğreten sistemler diyorduk. Biraz öğret ve gerisini öğrenmesini izle. Benim bitirme tezim plaka tanıma sistemiydi. Plakaları saydırıp duruma göre ışıkların aralığını uzatma kısaltma yapıyordum. Ki görüntü işleme de yeni bir durumdu. Hocalarımın yardımı olmadan zor olurdu. Şimdi mi? Çok kolay. Biraz bu işlere merakı olan görüntüyü işleyebilir. Yapay zeka kullandığını zanneden insanlara gülüyorum. Bu yapay zeka kullanmak değil, beynini kullanmamak. Arama motoru değildir yapay zeka. Neyse. Bilim Kurgu türünü hep çok sevdim. Hiç başka tür izlemem. Çekemem zaten. Ama bir Passengers'ı bıkmadan izlerim. Oradaki Arthur robot muhteşemdir. Aurora ve Jim. Yani ben o filmi açar, her yeri karartır izlerim. Ya da izlerdim çünkü en son ne zaman böyle bir şey yaptığımı hatırlamıyorum. Bilim kurgu en iyisi yani. Robotların ruh ya da his kazandığı senaryoları seviyorum. Bu kitaptaki senaryo da öyle bir durum. Kendi fikrinden çok gerçekçi yaklaşıp şunu söyleyebilirim; hiçbir zaman böyle bir şey gerçekleşmeyecek. Çünkü ruh üfleyen Allah. Ha bu demek değil ki robotlar dünyayı ele geçiremez. Geçirmiş bile olabilirler. Kimse beynini kullanmaya gerek duymuyor, kimse fiziksel olarak çalışmak
Edebiyat
R. U. R. – Rossum'un Evrensel RobotlarıKarel Čapek · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20241,228 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·306 syf.··
2025 2. kitabı
Merhaba sevgili kitap dostlarım! Bugün sizlere yine çok güzel bir kitapla geldim: distopik ve romantizmin harmanlandığı *Aşk, Hayatım ve Kıyamet*. Bu kitap, biraz *Passengers* filmini anımsatıyor ve alıştığımız klasik romantik hikâyelerden biraz farklı. Benim için zaman zaman temposu yavaş ilerlese de genel olarak çok beğendim. Şimdi sizlere kısaca konusundan bahsedeyim: İklim krizi, Dünya'nın sonunu getirmiş ve kıyametten sonra insanlar dondurucu kapsüllere yerleştirilmiş. Şehirler tamamen boşaltılmış ve geriye sadece gezegeni insanların dönüşüne hazırlayan robotlar kalmış. Bir GençSentez olan Echo 013, tamamen mekanik bir robot değil, bir E-Mote çipi tarafından yönetilen yarı insan bir varlık. Ancak sistemindeki bazı hatalar nedeniyle hafızasını kaybetmiş durumda ve dünyada neden kendisinden başka kimsenin kalmadığını bir türlü çözemiyor. Yüz yıl boyunca yalnız geçen zamanının ardından, bir gece gökyüzünden bir uzay kapsülü düşüyor ve içinden Pandora çıkıyor dondurulanlardan biri. Pandora, neden diğer insanlardan önce uyandırıldığını bilmiyor ve Echo ile tanışıyor. Birlikte diğer kapsülleri aramak için çıktıkları yolculukta çok önemli bir keşif yapıyorlar. Kitabı okurken oldukça keyif alacağınıza eminim! Şimdiden keyifli okumalar.
Aşk Hayatım ve KıyametMelissa Welliver · İndigo Kitap · 202459 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2024 159. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2024 13:12
Kasım ayında okuyacağımız kitap belli olmuş, ben de azıcık okumak istemiştim. Böyle iradesiz ikinci bir insan daha tanımıyorum kendimden başka. Okumamalıyım, okumayacağım diyorum ama yapamıyorum. Kitabın daha 1. sayfasında tanıdık geldi bir şeyler. Bırakamadım. 2. sayfada kesinlikle o dedim. Oymuş . The Road. Yol filmi. Geçenlerde yine böyle bir ara kafayı yemiş ders çalışmam gereken günlerde deli gibi film izlemeye başlamıştım. İşte o zamanlarda izledim bu filmi. 2009 yapımı. Kıyamet senaryosu. Bu kitap o filmin senaryosu. Benim bunu 1. sayfada anlamam da benim senaryom. Sevdiğim iki tür film var; bilim kurgu filmleri ve kıyamet senaryoları. Bilim kurguda Uzay filmleri. Passengers. Uzay yolcuları. Sessiz müthiş bir film. Belki 10 defa izledim. Hayır hiç bıkmıyorum. Kıyamet senaryolarında içinde azıcık umut barındıranlar. Mesela Ben Efsaneyim'i de çok severim, Sessiz bir yer'i de. Ama ilk idrakimi açan kıyamet senaryosu Yarından Sonra'ydı. Vay be demiştim vay be. Bir de 2012 filmi var. İşte öyle şeyler. Gelelim bu kitaba. Birkaç pencereden bakabilirim ama kitabın ana karakterlerinden bir tanesinin de çocuk olduğunu düşünerek onun penceresinden bakacağım. Bir çocuk her zaman hayatta tek başına da kalabileceğini bilmeli. Bunun erdemleriyle donatılmalı. Yemek yedirmek için peşinde kaşıkla dolaştığınız çocuk bir gün açlıkla sınanabileceğini bilmeli ilk önce. Sorun burada başlıyor. Kimse varlıkta açlıktan ölmez. Ama gerekenler öğretilmediyse yoklukta açlıktan ölebilir. Çabalamak denilen şey peşinde kaşıkla koşarak bir çocuğa öğretilemez. Bağırarak çağırarak tehditle ve hatta tatlı dille de öğretilemez. Bak yemezsen bilmem kim yiyecek demekle hiç öğretilmez. Kim ne yerse yesin yeter ki çocuklar bilinçsiz büyümesin. Buradaki çocuk aslında talihsiz bir çocuk. Annesi
Edebiyat
YolCormac McCarthy · İthaki Yayınları · 20191,063 okunma
Puan vermedi
Her geçen an gündelik hayatımızın daha büyük bir parçası olan yapay zekâ hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu konuda biraz temkinli olmakta fayda olduğunu savunanlardan mısınız, yoksa hayatımızı kolaylaştırdığı sürece sunduğu her olanaktan yararlanmak isteyenlerden mi? Toplumun hangi kesiminden olursak olalım; yaşımızdan, statümüzden ve diğer tüm etmenlerden bağımsız bir gerçek var ki, o da yapay zekanın kendisini bize usulca kabul ettirişi. Pek çoğumuz daha kişiselleştirilmiş hizmetler almak adına ondan faydalanmaya itiraz etmiyoruz. Verilerimizi kendi ellerimizle ona teslim ederken içimizde herhangi bir huzursuzluk bulunmuyor. Onu bize yardımcı olan bir faktör olarak görüyoruz ve genel olarak haksız da sayılmayız. John Marrs’ın “Yolcular”ı da tam bu noktada başlıyor. Otonom sürüş yapan arabaların, direksiyonu veya herhangi bir kontrol mekanizması bulunmayan otomobillerin çoktan ötekilerin yerini aldığı bir zamandayız. Yapay zekânın verdiği her türlü karara duyulan güven son derece yüksek. Trafik kazaları azalmış. İnsanlar “yolcu” olarak hayatlarını o arabalara teslim etmek durumunda ve yaşanan ender kazalar göz ardı edilirse, bu yol oldukça güvenli de gözüküyor – bu sabaha kadar. Her şeyden bihaber, kendi hayatlarının koşturmacasına dalmış sekiz yolcu son derece normal bir sabaha uyanıp arabalarına atlar. Herkesin varmak istediği yer, aklındaki işler farklı ve kendilerince önemlidir. Ancak arabalarının ve dolayısıyla onların tüm kontrolünü ele geçiren Hacker’ın farklı planları vardır. Bu gizemli Hacker onları kendi oyununa dâhil edip istediği yere götürürken yolculardan yalnızca birinin hayatta kalabileceğini söylediğinde her şey değişir. Bütün bunlar olurken otonom arabaların karıştığı trafik kazalarını inceleyen ekip, kendilerini bu işin tam içinde bulur. Birinin
The PassengersJohn Marrs · Penguin Random House · 201975 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2024 109. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2024 17:17
Ben bu kitabı yaklaşık 2 yıl önce de okumuştum, dönüp yazdıklarıma baktım da hayatımın nereye doğru kaydığını bir daha gördüm. Benim için bu kitap şu bu demek demişim. Şu an ne demek olduğunu paylaşmak istemiyorum mesela. Çünkü o zaman asla önemsemediğim bir olaya takılı kaldım. Şaşırdım. İnsan herkesten önce kendini tanımıyor ki. Ben iki yıl önceden kilometrelerce öteye geçmişim bence. Pencerem değişmiş. Belki de sıkı sıkı kapanmıştır kim bilir. Bu kitabı neden okuduğumu bilmiyorum ama şu an üzerinde biraz düşününce bilinçaltımda bir yerlerde Brad Pitt ile ilgili olduğunu düşündüm. O adamı hiç yakışıklı bulamadığımı söylediğimi hatırlıyorum arkadaşıma geçen gün. Büyük ihtimalle o an hiç filmini izlemediğimi de söyledim ama artık doğru değil. Bu kitabın filminde Tyler Durden karakteri o çünkü. Kötü Tyler mı diyeyim bilemedim. Neyse ne. Yine de o adamı hiç ilgi çekici bulmuyorum bir şey değişmedi. Pis bir hava var onda. Sağlıklı gelmiyor. Sanki dokunduğu herkesi hasta edecekmiş gibi bir his veriyor bana. Evet insan hiç tanımadığı insanlar hakkında da böyle hissedebiliyor. Ben insanları sırf yakışıklı ya da güzel olduğu için beğenmem. Omurgasına dikkat ederim. Neyse. Bir Brad Pitt filmi izlemiş oldum. Film ki kitap mı sorusuna da cevap veremeyeceğim. Çünkü ben ne kitap gurmesiyim ne de film. Bazı kitapları çok severim ama belirtmem. Herkese oku oku oku demem. Benim kalsın isterim. Bazı filmleri de çok sevdiğim için açar açar izlerim. Ama kimseye ooo bu çok iyi film demem. Benimdir, bana yeterdir. Mesela. Passengers. Benim için terapi demek. Bir gün birine izletirsem bu çok önemli bir olay demektir. Benim için en azından. Tarifi yok. O kadar. Peki bundan kime ne? Hiç. O yüzden de ille bu kitabı okuyun demem filmi izleyenlere. Kim bilir belki bazılarımız için film daha
Edebiyat
Fight ClubChuck Palahniuk · Vintage Books UK · 199711,4bin okunma