Neslihan, bir alıntı ekledi.
13 saat önce

"... Sürekli ölüyorlar. Ansızın. Hareket ederken birden ölüveriyorlar; yürürken pat diye düşüyorlar, gözleri kapanıyor ve bir daha hiç uyanmıyorlar. Hemşiresine çiçek götürüyormuş biri, kalbi duruvermiş. Otobüs durağında bekliyormuş... Ölüyorlar, ama kimse onlara gelip de bir şey sormuyor. Neler yaşadığımızı kimse sormuyor... Neler gördüğümüzü... Ölümü dinlemek istemiyor insanlar. O dehşeti duymak istemiyorlar... "

Çernobil Duası, Svetlana Aleksiyeviç (Sayfa 44 - Kafka Kitap)Çernobil Duası, Svetlana Aleksiyeviç (Sayfa 44 - Kafka Kitap)
BUŞRA UYSAL GÜDER, Küskün Kahvenin Türküsü'ü inceledi.
17 saat önce · Kitabı okudu · 5/10 puan

Bitti !!
İçinde kısa kısa öyküler bulunan bir kitaptı.
Çok güzel öyküler de vardı vasatlar da. Ama en güzeli kitabın adı olan ‘ Küskün Kahvenin Türküsü’ öyküsüydü.
Sevmediğim nokta şu oldu. Öyküler bir sona bağlamadan pat diye bitiyordu. Aaa öykünün sonunda acaba ne olacak dediğim bütün öyküler yarım kaldı. Böyle öyküleri sevmiyorum. O yüzden tavsiye ediyorum diyemem. 5/10

Yeliz, bir alıntı ekledi.
23 May 13:24 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İkilinin yeni krallıklar ve nüfus alanları üzerine pazarlık yürüttüğü sırada(Haziran 1806), Aleksandr pat diye Konstantinapol'ü istedi
"Konstantinapol dünyanın İmparatorluğudur." karşılığını verdi Napoleon bir vecize kabilinden. Aleksandr yaklaşımını daha sonra ise, "Türkleri barbar olarak nitelendirdim ve Avrupa'dan çıkarılmaları gerektiğini belirttim." diye anlatacaktı.

Romanovlar 1613-1918, Simon Sebag Montefiore (Sayfa 309 - Yapı Kredi Yayınları)Romanovlar 1613-1918, Simon Sebag Montefiore (Sayfa 309 - Yapı Kredi Yayınları)
leyla yaka aytun, Rüya Kapanı'ı inceledi.
22 May 16:47 · Kitabı okudu · 5 günde · 8/10 puan

Hikaye güzeldi. Anlatım da öyle. Yazarı daha önce hiç okumamıştım. Ama seri kitaplarda yaşadığımı sıkıntıyı yaşadım bunda da. Pat diye bitiverdi her şey yarım kalarak. ikinci kitap da çıkmamış sanırım daha. Merakla bekleyeceğiz demek ki.

Unutmak kelimesi undan çıkmış. Bildiğimiz un yani, hamur işi, öyleymiş. Unutmak için un ufak etmek gerekiyomuş. Birini bütün olarak unutamazmışsın zaten, öyle pat diye unutamazmışsın. Öyle yavaş yavaş gidermiş, yavaş yavaş unuturmuşsun. Gözleri, kaşı, burnuyla kulağı, sesini yavaş yavaş. Unuttuğun zaman da o kişi olmazmış. Hatırlamazmış. Sonra unuttuğunu unuturmuş. Ben unutmak istiyom la. Her gün ne zaman unutcam diye soruyom kendime, her sorduğum zaman da her şeyi yeniden hatırlıyorum ben, daha net. Unutamıyom ben.

Librarian, Maskeli Aşk'ı inceledi.
 21 May 13:55 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Olaya pat diye giren romanları severim. Maskeli aşk da böyle başlayan bir romandı.Kurgu ve akıcılık oldukça başarılıydı ama neden bilmem çok saramadı beni roman. Marina ve Nick'in ilişkisi çok daha tutkulu ve zorlayıcı ilerleyebilirdi mesela. Bir de yazarın o onun gözlerine baktı bu bunun gözlerine baktıları çoook fazlaydı. Bu anlar bambaşka tasvirlerle dile getirilebilirdi. Taşlar biraz havada kalmış hissi ağırdı kısacası.

Acemi Okur, bir alıntı ekledi.
20 May 17:21 · Kitabı okudu · 7/10 puan

İster sabaha karşı, isterse arkadaşları ile gelsin eve ama bu kez ona "hoş geldin" bile demeden, yüzüne bir tebessüm bile iliştirmeden aynen onunki gibi duygusuz bir ses tonuyla söyleyecekti. Karşısında gördüğü anda; kapıdan içeri girer girmez; pat diye. Sadece iki kelime; "sular kesik", "yemek hazır", "soyun hemen", ya da bir yıl önce Kemal'in söylediği gibi: "Garson hesap." "Evlen benimle." Böyle söyleyecekti işte dosdoğru gözlerinin içine bakara. "Ben hamileyim."

Gavurun Dölü, Candan ÖzerGavurun Dölü, Candan Özer
Pol Gara, bir alıntı ekledi.
20 May 16:17 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Yardım etse ne kaybederdi oysa? İnsan olabilmek halden anlayabilmek...
"Ne kadar da kolay söylüyorsun: Yeni bir palto!" diye bağırdı bir rüyadaymışçasına. "Nerden para bulayım da yeni bir palto alayım ben ha, söylesene!"

"Evet, yeni bir palto!" diye tekrarladı Petroviç sakin ve acımasızca.

"Yâni, şimdi kendime gerçekten de yeni bir palto alsam... Ne kadar mesela?"

"Ne kadar tutacağını mı soruyorsunuz?"

"E-evet..."

"150 rubleyi gözden çıkarmalısınız." diye karşılık verdi Petroviç soğukkanlılıkla ve dudaklarını kararlı bir biçimde birbirine bastırdı. Böyle şaşırtıcı etkiler yaratmak, insanları pat diye korkutmak ve ardından da kurbanlarının yüzlerinin aldığı şekli onlara çaktırmadan izlemek, ona büyük keyif veriyordu.

"Ne? 150 ruble mi? Bir palto için mi hem de?" diye feryat etti Akakiy Akakiyeviç. Belki de tüm hayatı boyunca ilk kez bağırıyordu çünkü sakin ve yumuşak konuşmaya alışmıştı.

"Aynen." diye cevap verdi terzi, "Hem de sıradan bir paltodan bahsediyorum ben, yakalarını kürklü ve pelerininin astarını ipekten yaparsak, 200 olur."

"Petroviç! Bana acı!" diye yalvardı Akakiy Akakiyeviç etkileyici bir biçimde ve Petroviç'in tüm bu şaşırtıcı sözlerini duymamaya çalıştı. "Benim için onu son bir kez daha yamala, hiç değilse biraz daha giyineyim!"

"Hâyır, hiç gereği yok; boşa giden vakit ve çöpe atılan paradan başka bir şey olmaz." diye karşılık verdi Petroviç. Bu cevap karşısında artık paramparça olan Akakiy Akakiyeviç kapıdan sıvışıp kaçtı.

Akakiy Akakiyeviç kapıdan sıvıştığında, Petroviç bir müddet gururla kaldırdığı başıyla ayakta durmaya devam etti ve işine hemen devam etmedi. Kendinden memnundu; kendini aşağılamamış ve terzilik sanatını alçaltmamıştı.

Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 32 - İnsan Kitap, Klasikler Seçkisi 14, İnsan Yayınları, Çeviri: Nesibe Zeynep Koç, 1. Baskı Ağustos 2016, 2. Baskı Kasım 2017)Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 32 - İnsan Kitap, Klasikler Seçkisi 14, İnsan Yayınları, Çeviri: Nesibe Zeynep Koç, 1. Baskı Ağustos 2016, 2. Baskı Kasım 2017)
Rumeysa, İlk Öğretmenim'i inceledi.
20 May 02:02 · 6/10 puan

Es Selâmün aleyküm.
Bir kitabı baştan sona okumayalı uzun zaman olmuş. Özlemişim.
Cengiz Aytmatov... Yıllardır adını sıkça duyduğum Sovyet Kırgız yazar...
O ve kalemiyle tanışmamı sağlayan kitap: "İlk Öğretmenim"

Hangimizin yaşamında özel bir yeri yoktur ki ilk öğretmenlerimizin?
Hangimiz sorulduğunda hâlâ bir çırpıda söyleyiveriyor ilk öğretmeninin adını?
Hangimizin hatrına ilk okullu olduğu yıllar geldiğinde şöyle bir gözleri doluyor?

Benim!
Ben ilk okullu olduğum yıllarımı bir köyde geçirdim. Bir köyde okudum ilkokulumu. Orda 'ilk öğretmenim' sayesinde sevdim okumayı ve öğrenmeyi.
Ve şimdi..
Allah nasib ederse yıl sayıyorum "öğretmen olmak" için.

Doğan Cüceloğlu'nun tabiriyle:
Allah nasib ederse öğretmenlik yapmak için değil, "Öğretmen olmak" için!

Bilmiyorum, Düyşen kadar 'fedakar' bir öğretmen olabilir miyim ?

Peki öğretmen olmak için birkaç masa ve sıra, bir kutu tebeşir, bir silgiye mi ihtiyaç duyacağım?
Burada kitap yetişiyor imdadıma.
Hayır!
Düyşen , aslında yoksul bir ailenin çocuğudur ve askere gittiği zaman çat pat alfabeyi ve rakamları öğrenir. Askerden döndüğü zaman köyün stabil giden talihine bir " Dur!" diyerek çocuklara okuma-yazma öğretmeye karar verir.. Hikayenin bundan sonrasında çok çeşitli zorluklar baş gösterse de bu fedakâr ve disiplinli öğretmen sözünden dönmez ve çocuklar için kendi emekleriyle derme çatma bir okul yapar.


Öksüz çocuk Altınay'ın hayat hikayesi de Düyşen Öğretmen'ini, ilk öğretmenini tanımasıyla yön değiştirir ve kitabın Genel içeriği Altınay'ın Düyşen öğretmen ile geçirdiği okul yıllarını ve okul yıllarından sonraki hayatını anlatır. Tabi bir de, çoğu küçük çocuk gibi Altınay'ın öğretmen Düyşen'e -muhtemelen vefa duygusunun getirdiği- aşk itirafından bahseder (:

Okunmalı mı?
Okumayan bir şey kaybetmez. Yeni bir kitap okumuş olur.
Ben beğendim mi?
Doğrusu, daha ziyade ufuk açıcı şeyler okumaktan hoşlandığım için bana biraz sıradan geldi :/
10-15 yaşlarındaki bir çocuğa daha uygun olduğunu düşünüyorum seviye olarak.
Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar...

*Bu incelemem ilk öğretmenime armağanımdır.

Selam ve özlemle ...