"Çelişkiler," dedi Moro, "beyinde ensest, absürd bir büyüklenme deliliğini oluşturan parçacıklardan kurulu nazik bir mekanizma... ölüm arzusu... çünkü düşünen biz düşünmüyoruz, doğa düşünüyor... bazı günler katlanılmazlık bilincimize iniyor, irticalen konuşuyoruz, kitleniyoruz ... ani bir doğal yoğunluğu, doğal bir yorgunluk izliyor... sayın vasinizin hep ifade ettiği gibi: kuşak sürrealizmi, ama doğa sürrealizmi kisvesinde...
iyice bilenmiş," dedi Mora, "bir kavrama yetimiz var. Anlağımız eleştirinin kendisi. Kafamız bir totolojinin mantıki sonucu... çünkü her şey yokedişi hedeflemekte...
koca koca tarih çağları hızlı hızlı geçip gidiyorlar, duruma göre, yarım hatta bütün bütün yüzyılları, kafayı kırmış olarak geçiriyoruz... hız düşkünleriyiz, bu yüzden yaratıcıyız... hız hummalarında acılar çekiyoruz, anlıyor musunuz, ama bu kafamız yerinde demek değil, yerinde değil demek de değil... kafamız yerinde mi, değil mi, bilmiyoruz...
...ama gerçek bir sanat," dedi Moro, "kendini yüzde yüz insanlardan yalıtmak, ama aynı zamanda da yüzde yüz onların içinde erimek ... ama işte bütün insanlık," dedi Moro "çok uzun zamandır tamamen sürgünde yaşıyor, kendini en zekice, çünkü kendi kendine karşı en acımasız biçimde doğadan ayırıp başka bir yere koydu, deliği oydu çıktı, sevgili Bay Robert, anlatabildim mi...
biliyor musunuz nedir, benim gibi, işinden, açık söyleyeyim, bıkmayan, tam tersi onu günbegün giderek daha da artan bir merak ve azimle ve aklını işin gereklerine vererek yapan biri, bir yandan kendini gitgide daha çok insanlardan ayrı tutmak, ayrı kalmaya özen göstermek, kendini insanlara kapatmak, ama bir yandan da insanlarla ilişkiyi en yapıcı biçimde, sevgili Bay Robert, yoğunlaştırmak, giderek daha artan bir inat tonunda güçlendirmek zorundadır ...