Sözümü bir kenara yazın: ölü olmak g de pişmanlık içinde düşüncelere dalıp, acımızda kendini suçlayıp, kıç üstü oturmak değildir. Ölüm de tıpkı hayat gibi, başardığın şeydir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hayır, hiç adil değil biliyorum ama hayatı Cehennem’e çeviren şey bizim onun ebediyen sürmesi beklentimizdir. Oysa hayat kısadır. Ölüm ise ebedi. Çok geçmeden bunu kendiniz anlayacaksınız. Sizin için herkesin perişan olması da hiçbir işe yaramayacak.
Benim hayatım tüketilmişti. İsraf edilmiştim. Çok geçmeden çöpe atılacaktım. Şişmiş, morarmış yüzüm ve mavi dudaklarım artık yalnızca kokmuş yağ birikintisiydi, tıpkı bayat soğan halkaları ve kokmuş patates cipsleri gibi. Benim biricik yaşamımdan katılaşmış ve pıhtılaşmış sıvılardan başka bir şey çıkmamıştı. Kurumuş proteinden başka. Sadece birkaç küçük ısırık alınmış, zengin bir ziyafet sofrasıydım. Tadına bile bakılmamış. İnkar edilmiş, israf edilmiş ve terk edilmiş.
Cehennemde zorbalar yine zorba, öfkeli insanlar yine öfkeli, değişen bir şey yok. Cehennemdeki insanlar onlara tek yönlü bileti aldıran olumsuz davranışları neyse onu sürdürüyorlar daha çok.