Bu kadın yazarlardan çoğu, kendileri gibi ün salmış erkek meslektaşlarının görüşlerine katılarak Muhammed'in "kadınlar aklen ve dinen eksik yaratılmışlardır" şeklindeki sözlerini benimsemekten geri kalmamışlardır; bundan dolayıdır ki, kadının kendi başına bırakılmaması ve kendi aklına göre hareket olanağına sahip kılınmaması gereğine inanmışlardır. Düşündükleri o olmuştur ki, eğer kadın, erkeğin buyruğu altında tutulmayacak olursa mutlaka yanlış hareket eder ve başkalarını da yanlış harekete sürükler.
İlginç olan husus şudur ki bu yazarlar arasında "aydın" diye bilinen tanınmış kadın yazarlar da vardır: Dinsel haksızlıklara karşı göz yummaktan da ileri giderek kadın haklarına aykırı din esaslarını tersyüz etmeye çalışmışlardır.
Müslüman ülkelerde kadının kölelikten ileri geçmeyen durumuna karşı tek tük yükselen sesleri ve özellikle Batı' dan gelme tepkileri ve yermeleri önlemek amacıyla, 19.yüzyılın ortalarından itibaren Müslüman yazarlar çeşitli izah yollarına sapmışlardır.
Tanrı erkeği üstün yarattı, kadını da erkeğin emrine verdi; (Allah) 'erkekler kadınlar üzerinde hakimdirler' diye buyurmuş ve erkeğe' Seyyid - efendi 'adını vermiştir.