Kitap fuarından aldığım bu kitabı okumak için çok heyecanlıydım. İthaki'nin karanlık kitaplık'larından aldığım ve okuduğum ilk kitap bu kitaptı. Aynı zamanda 2024'te ilk okuduğum kitap da bu oldu. Ama keşke olmasaydı.
Karanlık Yazılar okuması zor olamayan, anlatımı akıcı ve tek oturuşta bitirilebilecek 135 sayfalık ince bir kitap. Ön kapağı ve arka kapak yazısıyla ilgi çekiciydi ve açıkçası benim beklentim de yüksekti.
İçerisinde 2 tane deneme 6 tane de birbirinden bağımsız hikayelerin olduğu toplam 8 hikayelik bir kitap. Konuların işlenişi ve anlatımını beğendim ama beni rahatsız eden bir sebepten dolayı Kem Gözler hikayesinden itibaren okumayı bıraktım.
Kitabın daha en başında aynen geçen bir cümleyi buraya yazıyorum. “Kalbi saf olsa da davranışlarına bakınca biraz yosmaydı; ben ise bir Türk kadar kıskançtım.”
Bu cümlede çok rahatsız edici bir şey yok diyenler elbette olacaktır. Onlar için bir de Kem Gözler hikayesinden bir alıntıyı aynen yazayım. “Ücra bir kasabaya yorgun ve aç ulaşsa da, ıssız yabanlarda etrafı bir Kleft çetesi tarafından aniden sarılsa da veya daha büyük kasabalardaki vahşi dağlılar ve despot Türkler arasında ırkının tek temsilcisi olarak kalmaktan çekinse de, kendini Kem Gözlü Dmitri'nin Pobratimo'su olarak tanıttığında her el uzatılıyor, her ses hoşgeldin diyordu.”
Kitabın devamını okumadığım için diğer hikayelerde de böyle anlatımlar var mı bilmiyorum ama Türklerden bu şekilde bahsedilmesi hiç hoşuma gitmedi. Arkadaşıma da bu konudan bahsettiğimde onun da yazarın bir diğer kitabı olan Frankenstein kitabında da Türkler hakkında aynı şekilde anlatımının olduğunu öğrendim.
Daha önce bu yazarı okumamıştım ve bundan sonra da okuyacağımı düşünmüyorum.
Dediğim gibi yazım dili, anlatımı ve olaylar açısından güzel bir kitaptı. En çok sıkıldığım
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖