Tam anlamıyla bir novellaydı o yüzden üstüne yapılacak çok yorum olduğunu düşünmüyorum. Çünkü çok kısa ve olaysızdı. Millie'nin düğün gününü sabahından akşamına kadar okumuş olduk yalnızca. Bu bize ne kattı? Emin olun bilmiyorum. Çok anlamsız ve gereksiz bir kitap olduğunu düşünüyorum çünkü ne diğer kitaplarla bir bağı vardı ne de bir gerilimi vardı.
Kitap boyu gergin hava hakim olduğu için yeniden Freida'nın kalemini hissedeceğimizi düşündüm ama sonda alıştığım plot twistlerden birisini bulamadım. Kitabın başındaki sayfayı yaşayan kişi hakkında bir ters köşe oldu sadece ama o da bana geçmedi maalesef.
Millie'nin düğününü merak edenlerin okuyabileceği çok kısa ve çerezlik bir kitap olmuş. Tavsiye ederim.
"Duydukların hep dağların ardından bitti;
Daha çok bağırsam, yakından duyulur mu?
Uzaklara, daha uzaklara gitsem, de ki gitti,
Bir arayan-soran, bir anlayan olur mu?"
"Geceyi çok severdim. Karanlığın serenadında yıldızlar bir koro gibiydi, sonsuz desenlerde şarkı söyleyen ışıklar gibi. Bazen gözlerin de müziğe ihtiyacı vardı, gece ne kadar karanlıksa şarkı da o kadar tatlıydı."