Bir şey yapmak istediklerinde, tabii ki iş hayatından bahsediyorum, zihinlerinde o şeyin doğru olduğuna dair dinsel, ahlaki, bilimsel veya felsefi bir kavram oluşmasını beklerler. Ancak ondan sonra yaparlar. Bu arada düşüncenin arzu'dan doğduğundan ve bunun insan zihninin zaaflarından biri olduğundan habersizdirler. Ahlak sorununu kendi kafalarına göre yorumlayan yüzeysel insandır onlar. Yaptıkları şey yanlış bile olsa buradan doğru bir sonuç çıkaracağını savunurlar. En ilginç ve kendinden menkul vehimlerinden biri, akıl ve etkinlik açısından bütün insanlardan üstün oldukları hayalidir. İnsanın rızkını onların vermesi gerektiği yönündeki görüşleri de buradan kaynaklanır zaten. Hatta kralları Tanrı tarafından verilen haklar olduğu teorisini yeniden canlandırdılar.
Heyecandan göz kapaklarım açılıp kapanıyor, yüzümün kızardığını hissedebiliyordum. Ona duyduğum ilgiyi onun fark etmesi bir şey değildi, asıl ben anlamıştım. Üstelik tam da onun karşısında...
Yine akşam oldu,
Yalnızlık omuzlarıma çivisini çaktı yine,
Uzaklık aynı gerçi,
Her yerdeyken olan uzaklığın pek değişmedi,
Yine akşam oldu orda olduğu gibi,
Görebiliyorum seni burdan da,
Aynısıydı ordayken de,
Uzaklıktan korkmuyorum belki de,
Orada da aynıydı uzaklık gerçi
Donuklaşmış oldu artık bu,
Bir o kadar da hüzünlü romanlar gibi,
Galiba ben baştan kaybetmişim,
Belki de ben baştan kazanmışım, insanlık kaybetmiş...