Ve bütün bunların içinde bilinmeyen, bu yüzden de ürkütücü olan yarın gizliydi. Düşünen, gören bir varlığını düzensizlik, belirsizlik, X'ler arasında yaşaması doğaya aykırdır. Sanki gözleriniz bağlanmış ve el yordamıyla, oraya buraya takıla takıla yürümek zorunda bırakılmışsınız ve uçurumun hemen yakınında olduğunuzu, bir adım daha atarsanız sizden geriye sadece ezilmiş hurdahaş olmuş bir parça et kalacağını biliyormuşsunuz gibi. Bu yaptığım da aynı şey değil mi?
... Peki ya beklemez de kendimi kafaüstü aşağıya bırakırsam?
Bu daha iyi, her şeyi hemen çözecek tek ve doğru şey olamaz mı?
Üzerinden neredeyse tam bir gün geçti, içimde her şey yerli yerine oturdu ama yaşananların kesin denilebilecek bir tarifini yapmak yine de bana son derece zor geliyor. Sanki kafamın içinde bomba patlamış gibi; açık ağızlar, kanatlar, haykırışlar, yapraklar, sözcükler, taşlar yan yana, yığın yığın, birbirine ardı sıra...