Türkiye’de kızlar, bir günlüğüne kraliçe olacakları bir töreni (düğün) idealize ederek, onlara söylendiği gibi o günün “ömürlerinin en mutlu günü” olacağına gerçekten inanarak yetiştiriyorlar. Halbuki kendilerinin de başkalarının da o törenden sonra onlar için öngördüğü hayat, kraliçenin hizmetçisinin hayatı. Sarayın büyük, eşyaların güzel olması, bu gerçeği değiştirmiyor. Biz de Külkedisi masalı tam tersinden yaşanıyor.
“İyi”, “tatlı” olmanın ödülü, özelliği güç ve zenginliğe sahip olması olan yakışıklı prens tarafından istenmektedir. Bir başkası üzerinden güce ve zenginliğe sahip olma idealinin yanlış değerler aşılaması bir yana, burada olduğu gibi mutluluğunuzu sizin değil, bir başkasının kontrolünde olan bir şey olarak düşünmek kadar yıkıcı bir durum olmadığını tekrarlayalım. Üstelik bu prens o kadar kendisiyle meşguldür ki, SİNDİRELLAyla birkaç saat boyunca dans etmiş olmasına rağmen SİNDİRELLAnın yüzünün neye benzediğini bile hatırlamamaktadır. Fakat SİNDİRELLA, kendisini yüzünü hatırlayacak kadar bile önemsememiş bu adama sitem duymaz; ne de olsa olmasa da ki “iyi”, “tatlı”, “uysal”, asla şikayet etmeyen olumlu karakterdir.