"Kimsesizler yurdundan İsmail. Hep arka sırada otururdu ilkokuldayken. Niye bilmem, hep gidip yanına otururdum. Öğretmen tutup beni her seferinde ön sıraya alırdı,temiz,pak, çalışkan,sevilen çocukların yanına. Bozulurdum."
...
"Ama biliyorsun işte dedim. İnsanlar İsmail'in hikâyesini dinlemek istemiyor.Ya da İsmail'den bahsetsen bile gelip ön sırada oturmanı istiyorlar. İsmail'in yanına oturanlara İsmail'e davrandığı gibi davranıyor dünya. Dinlemiyor. Anlıyor musun ?"
Bu ülkeyi sevmek yeniden tanımlanmalı. Yapmazsak bunları, kırılacak, kırılıp duracak çocuklar. Hep kan nehirleri çatlayacak toprakta. Ezberlediğimiz hikâyeler insanları yenecek.
İlk kitap incelemem bu olacak. Doğrusu ilk defa bir kitabı okurken ölümden bu kadar nefret ettim. Bana kalırsa ölüm şairi unvanının Cahit Sıtkı Tarancı'dan alınıp Haydar Ergülen'e verilmesi gerekiyor. Kitapta içinde ölüm olmayan tek bir şiir yok, ilk başlarda beni çok rahatsız etse de sonrasında alıştım sanırım bunda benim de karamsar olmamın payı var yoksa kitabı yarım bırakacaktım ama iyiki bırakmamışım. Ölümden çok korkan biri olarak bu kitabı sonuna kadar okuyabildiysem bu yazarın başarısıdır. Kitap hakkında içimde geçen çok şey vardı ama yazar Sonsöz'de o kadar iyi anlatmış ki ben başka bir şey yazmaya utandım:
Ben, Haydar Ergülen
çocukluk, aşk, yokluk ve ölümden
dört kitaba heves ettim
ve ölümden başladım hiç istemeden
hevesimi de aldım dersimi de aldım
ne iyilik var bu kitapta ne de iyi bir şiir
hayat da ölüm de artık kötülüğe dair...
Böylece ölümün skandal olduğu bir çağda
tuttum, hayatımın en kötü kitabını yazdım.
İyiki yazmışsın üstad.