Zeynep

Zeynep
@pennyversem
108 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
“İntibah” – Aşk mı? Felaket mi?
9/10
·142 syf.··
2025 4. kitabı
“İntibah” – Aşk mı? Felaket mi? Namık Kemal’in İntibahı, "İlk edebi roman" etiketiyle her zaman dikkat çeker ama bence bu kitap sadece edebi değerinden ziyade insana verdiği hislerle de önemli. Bir aşk hikayesi mi, bir trajedi mi yoksa insanın kendi seçimleriyle nasıl batabileceğinin hikayesi mi? Ali Bey, ailesinin el bebek gül bebek büyüttüğü, hayata dair pek bir fikri olmayan bir genç. Tam bir "yetişkin çocuk" diyebiliriz. Sonra bir gün Mahpeyker'le tanışıyor ve aşık oluyor. Mahpeyker, romanın kötü kadını. Ama kötü kadın denince şeytan gibi düşünmeyin, aslında çok güçlü, zeki ve kendini bilen biri. Ali Bey’in fazla duygusal, fazla toy olması ona pahalıya patlıyor. Sonunda ne mi oluyor? Büyük bir çöküş, intikam, pişmanlık ve tabii ki kaçınılmaz bir trajedi. Kitap boyunca Ali Bey’in düştüğü hatalara sinir oldum. Öyle körü körüne, mantığını devre dışı bırakıp yaşadığı şeyler var ki… Ama dönemin toplumsal yapısını düşününce belki de bu, ona biçilen roldü. Dilaşub ise tam bir saflık abidesi. Mahpeyker'le tamamen zıt bir karakter. Sanki yazar, okuyucuya “Bakın iyi kadın böyle olur, kötü kadın da şöyle” demek istemiş. Bu biraz rahatsız edici gelse de dönemin ahlak anlayışını görmek açısından ilginçti. Dili biraz ağır gelebilir ama bir süre sonra alışılıyor. Romantizm akımının etkisiyle bolca duygu yoğunluğu, dramatik sahneler var. Eğer edebi bir klasik okumak istiyorsanız ve trajedi severim diyorsanız, bu kitap tam sizlik. Ama "Abi, ben realist karakterler istiyorum" diyorsanız, biraz sabır gerektirebilir. Sonuç olarak İntibah, aşkın insanı nasıl kör edebileceğini, yanlış insanların hayatımızda nasıl büyük bir yıkım yaratabileceğini gösteren bir roman. Okuyunca insan biraz da "Acaba ben olsam ne yapardım?" diye düşünmeden edemiyor. 9/10
Alıntı
İntibahNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·416 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2025 00:07
Rebecca Ross'un Ebedi Rekabet (orijinal adıyla Divine Rivals) adlı kitabı, mitolojik unsurlar ve romantizmle harmanlanmış bir fantastik kurgu eseri olarak dikkat çekiyor. Hikâye, savaşın ve tanrılar arasındaki çekişmenin etkilediği bir dünyada geçiyor. Yazar, güçlü bir anlatımla hem duygusal hem de destansı bir atmosfer yaratıyor. Kitabın Özeti SPOILER ALERTTT Hikâye, Iris adındaki genç bir gazetecinin, savaşa sürüklenen bir dünyada yaşadıklarını anlatıyor. Iris, abisi savaşta kaybolduktan sonra onun izini sürmeye çalışırken, kendisini bir anda tanrılar arasındaki bir çatışmanın tam ortasında buluyor. Ancak Iris’in hayatı, gizemli bir şekilde mektuplarıyla tanıştığı biriyle değişmeye başlar. Bu kişi, meslektaşı Roman’dır, ancak ikisi de birbirlerinin gerçek kimliklerini uzun süre bilmez. Roman ve Iris arasındaki duygusal bağ, mektuplar üzerinden gelişirken, hikâye aynı zamanda tanrılar arasındaki savaşın ve Iris’in kendi hayatına dair keşiflerinin derinliklerine iniyor. Iris, kaleminin gücüyle savaşın yıkıcı etkilerini aktarmaya çalışırken, tanrılara ve onların oyunlarına karşı bir duruş sergiliyor. Kurguda işlenen temalar: 1. Savaş ve Aşk 2. Kader ve Seçimle 3. Mektuplarla İletişim Sonuç Ebedi Rekabet, büyülü bir dünyada geçen savaş, aşk ve kimlik keşfi üzerine yoğunlaşan dokunaklı bir hikâye. Rebecca Ross, duygusal bir anlatımı fantastik unsurlarla ustaca birleştiriyor. Eğer mitoloji, romantizm ve edebi bir üslupla harmanlanmış fantastik romanlardan hoşlanıyorsan, bu kitap tam sana göre!
Alıntı
Ebedî RekabetRebecca Ross · Olimpos Yayınları · 20241,225 okunma
7/10
·
Beğendi
Joseph Sheridan Le Fanu’nun 1872 yılında yayımladığı Carmilla, modern vampir mitolojisinin temel taşlarından biri olarak kabul edilen, gotik bir başyapıt. Dracula’dan 25 yıl önce yazılmış bu kısa roman, hem korku edebiyatının hem de vampir türünün gelişiminde önemli bir yere sahiptir. Roman, genç bir kadın olan Laura’nın bakış açısından anlatılır. Laura, gizemli ve büyüleyici bir yabancı olan Carmilla ile tanışır. Carmilla’nın baştan çıkarıcı, tuhaf ve ürkütücü tavırları, roman boyunca hem Laura’yı hem de okuyucuyu bir tür hipnoz altına alır. Ancak Carmilla’nın çevresinde yaşanan ölümler ve esrarengiz olaylar, onun sıradan bir kadın olmadığını giderek açık eder. Carmilla’nın karakteri, gotik edebiyatın alışılagelmiş kötü karakterlerinden farklı bir derinlik taşır. Carmilla sadece bir vampir değil, aynı zamanda okuru ahlaki, cinsel ve toplumsal normlar üzerine düşündüren çok katmanlı bir figürdür. Onun Laura ile ilişkisi, sıradan bir dostluğun ötesine geçerek tutku, kıskançlık ve korkuyla harmanlanan bir bağa dönüşür. Le Fanu, özellikle Carmilla’nın karakterini işlerken, hem Viktorya dönemi toplumunun kadınlık algısını hem de yasak arzulara duyulan korkuyu eleştirir. Eserin atmosferi ve dili büyüleyicidir. Le Fanu’nun gotik manzaraları ve gerilim yaratmadaki ustalığı, okuyucuyu Laura’nın içine düştüğü karanlık ve gizemli dünyaya çeker. Sessiz ormanlar, terk edilmiş şatolar ve gecenin karanlığı, roman boyunca korkunun somut bir şekilde hissedilmesine neden olur. Carmilla, sadece bir vampir hikayesi değil, aynı zamanda gotik edebiyatın toplumsal ve psikolojik boyutlarını irdeleyen önemli bir eser. Laura ve Carmilla arasındaki ilişkinin girift yapısı, okuyucuyu karakterlerin duygusal ve ahlaki çatışmalarına ortak eder. Sonuç olarak, Carmilla, hem edebi hem de kültürel
1000Kitap
Karanlıklar Prensesi Vampir CarmillaSheridan Le Fanu · Beyaz Balina · 20006,4bin okunma
Mai
8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2025 21:20
Halit Ziya Uşaklıgil’in başyapıtlarından biri olan Mai ve Siyah, Türk edebiyatında realizmin öncülerinden kabul edilen, derinlikli bir roman. Roman, hayalleri ile gerçeklik arasında sıkışmış bir genç olan Ahmet Cemil’in yaşamını ele alır. Ahmet Cemil, idealleri uğruna mücadele eden, edebiyat tutkunu ve romantik bir karakterdir. Kitap boyunca, onun hayallerine ulaşma çabası ile toplumsal baskılar ve kişisel trajediler arasındaki gerilim ön plana çıkar. Ahmet Cemil’in hayatında “mai,” yani mavi, hayalleri ve umutlarını simgelerken, “siyah” onun hayal kırıklıklarını, çaresizliğini ve gerçeği temsil eder. Eser, dönemin birey-toplum ilişkilerini ustalıkla işleyerek, okuyucuyu sadece bir karakterin değil, aynı zamanda bir devrin ruhuna da götürür. Halit Ziya’nın betimlemelerindeki ustalık ve duygusal derinlik romanın en güçlü yanlarından biri. Ahmet Cemil’in yaşadığı hüzün, yalnızlık ve içsel çatışmalar, okuyucuyu empati yapmaya davet eder. Aynı zamanda yazarın Osmanlı toplumu ve bürokrasi eleştirisi, esere toplumsal bir boyut kazandırır. Mai ve Siyah, “birey” kavramını ve bireyin topluma karşı konumunu tartışan bir eser olarak beni etkiledi. Ahmet Cemil’in trajik hikayesi, herkesin içinde taşıdığı hayalleri ve bu hayallerin gerçeklikle yüzleştiğinde nasıl sarsılabileceğini hatırlatıyor. Kitap, sadece bir edebi eser değil, aynı zamanda insana dair derin bir sorgulama sunuyor. Sonuç olarak, Mai ve Siyah, hayallerin ve gerçeklerin çatışmasını anlatan zamansız bir eser. Ahmet Cemil’in hikayesi, okura yalnızca bir dönemin değil, insan doğasının karmaşık yapısını da gösteriyor. Eğer senin gibi hayal kurmayı seven, edebiyatı derinlemesine incelemeyi seven bir okuyucuysanız, bu kitabın kalbinde yer edindiğini anlamak hiç de zor değil.
1000k
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · Can Yayınları · 201934,7bin okunma
Rol modeli: Mustafa İnan
10/10
·283 syf.··
2024 14. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2024 15:24
Oğuz Atay, Cumhuriyet Dönemi yazarlarından modernist eğilimi olan bir yazardır. Bir bilim adamının romanı adlı kitabında bizlere alışılmışın dışında biyografi yazmıştır. Kitap Mustafa İnan'la aynı memleketli olan (Adana) genç delikanlının İstanbul'a gelip Tübitak tarafından verilen ödül törenini görmesiyle başlıyor. Tübitak tarafından verilen ödül de Mustafa İnan'a verilince genç delikanlı "kim bu Mustafa İnan?" diye sormasıyla bir profesör ile birlikte araştırmalarıyla başlıyor. Mustafa İnan'ın seyyar postacı olan babası ve ev hanımı olan Rabia hanımdan, Adana'da fakir bir aileden gelmesini, 4 yaşındayken damdan düşerek sağlık problemleri yaşamasını ancak Divan Edebiyatı'na, matematiğe hep ilgili olduğunu, dersleri dinlerken bile not almadığını, hafızasının kuvvetli olduğunu, arkadaşlarının onun not tutmayıp nasıl bu kadar yüksek not alır, diyerek Mustafa İnan'a kopya muamelesi gösterdiklerini, yaşadığı zorlukları ve ölümü ele alan birçok konuyu yazmıştır Oğuz Atay. Peki neden yazmıştır? Oğuz Atay, İstanbul Teknik Üniversitesi'nden İnşaat Fakültesi'nden hocası olan Mustafa İnan'dan etkilenmiş, ve Jale İnan, Cahit Arf gibi birçok tanıdığından hayatını araştırarak yazmıştır. Peki öyleyse neden yazma gereksinimi duyuyor? Oğuz Atay, bizlerin pek bir desteği, imkanımızın olmaması gibi pek çok bahanelere sığınarak hedeflediğimiz yerlere gitmediğimizi biliyor, Mustafa İnan'da bizim gibi imkanı olmayan bir çocukken başarılı bir bilim insanına dönüştüğünü, Mustafa İnan'ın da bizlere rol model olmasını istediği için yazıldığını söylemeke mümkün. Kırıcı yanı şu ki bu tür insanların, Mustaf İnan olsun, Oğuz Atay olsun, hep öldükten sonra değerleri biliniyor, öldükten sonra ödüllerini, hak ettiklerini alıyorlar. İlla değerleri bilinmeleri için ölmeleri mi gerekir? Bir insan
1K
Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnanOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202020,5bin okunma
Reklam