Perestûû

Perestûû
@perestuu
.... Edep, ilimden önce gelir.... ..... "Hayat, hayâldir.".....
Onbirinci Menâkıb: [(Eshâb-ı Kirâm) kitâbının 250.ci sahîfesinde buyuruluyor ki: (Bahr-ül-Ulûm) adındaki tefsîrde bildirilen hadîs-i şerîflerde, (Ümmetimin en merhametlisi Ebû Bekrdir. Dinde en kuvvetli olan Ömerdir. Hayâsı en çok olan, Osmândır. İslâmiyyetde her süâli cevâblandıran Alîdir. Halâl ve harâm olanları en iyi bilen Mu’âzdır. Kur’ân-ı kerîmi en güzel okuyan Ubeyy bin Kâ’bdır. Münâfıkları tanıyan, Huzeyfetibni Yemândır. Îsâ aleyhisselâmın zühdünü görmek isteyen Ebû Zerin zühdüne baksın! Cennet, Selmân-ı Fârisîye âşıkdır. Hâlid bin Velîd, Allahın kılıcıdır. Hamza, Allahü teâlânın arslanıdır. Hasen ve Hüseyn Cennet gençlerinin en üstünüdür. Ca’fer bin Ebî Tâlib, Cennetde meleklerle berâber uçar. Cennet kapısını ilk açacak olan Bilâldir. Benim Kevser havuzumdan ilk içecek olan Suheyb-i Rûmîdir. Kıyâmet günü melekler ilk önce Ebüdderdâ ile müsâfeha eder. Her Peygamberin bir arkadaşı vardır. Benim arkadaşım Sa’d bin Mu’âzdır. Her Peygamberin Eshâbından seçdikleri vardır. Benim seçdiklerim, Talha ve Zübeyrdir. Her Peygamberin mahrem işlerini gören yardımcısı vardır. Benim yardımcım, Enes bin Mâlikdir. Her ümmetde hakîm vardır. Benim ümmetimde hikmeti çok söyliyen Ebû Hüreyredir. Hassân bin Sâbitin sözleri Allah tarafından te’sîrlidir. Ebû Talhanın harb meydânındaki sesi, bir fırka askerden dahâ kuvvetlidir) buyurdu. (Bahr-ül-ulûm) kitâbını yazan Alâüddîn Alî Semerkandî sekizyüzaltmış (860) senesinde, Anadoluda Lârende şehrinde vefât etmişdir.]
Sayfa 289 - Hakikat Kitabevi·Kitabı okuyor
Din
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Zâhidâ! Aç gözün, sahraya bak da, ibret al! Şu direksiz kubbe-i semâya bak da, ibret al! Görmek istersen, Cenâb-ı kibriyânın kudretin, her sabâh, seher vakti, dünyâya bak da ibret al! Pâdişâh olsan da, derler “er kişi niyyetine”, Var, musallada yatan mevtâya bak da, ibret al! Bir kefendir âkıbet, sermâye-i beğ ve fakîr, varlığa mağrur olan, mecnûn değil de, yâ nedir?
Sayfa 270 - Hakikat Kitabevi·Kitabı okuyor
Sekizinci Menâkıb: Hazret-i Ömer bin Hattâbın “radıyallahü teâlâ anh” âdet-i şerîfleri şu idi ki, herkesden önce mescide giderlerdi. Bir gün mescide giderken gördü ki, bir çocuk, acele ile önünden gider. Hazret-i Ömer “radıyallahü teâlâ anh” dedi ki, yâ sabî [çocuk], niçin bu kadar acele mescide gidersin. Sana henüz nemâz dahî farz olmamış. Çocuk dedi ki, yâ Ömer, ben niçin acele etmiyeyim ki, dünkü gün, benden küçük bir çocuk vefât etdi. Hazret-i Ömer “radıyallahü teâlâ anh” çocukdan bu sözü işitince, o şeklde ağladı ki, gözünden yaş yerine kan geldi.
Sayfa 191 - Hakikat Kitabevi·Kitabı okuyor
1000Kitap
Yetmişinci Menâkıb: Ömer “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerinin zemânında bir kervân, bir gece vaktinde Medîne-i münevvereye geldi. Kervândakilerin hepsi kâfir idiler. Konakladıkları gibi hepsi uyudular. Zîrâ yorulmuşlardı. Develerini ve yüklerini himâyesiz koydular. Ömer “radıyallahü teâlâ anh” bu hâlde onları uyumuş gördü. Düşündü ki, sakın olmıya ki, bunların mallarını çalarlar, ben mes’ûl olurum. Bu endîşe ile Abdürrahmân bin Avfın “radıyallahü teâlâ anh” yanına vardı. Abdürrahmân bin Avf sordu, yâ Emîr-el mü’minîn! Bu vaktde ne işe geldiniz. Buyurdu ki, yâ Abdürrahmân! Bir kervâna uğradım.Konmuşlar ve hepsi uyumuşlar. Korkdum ki, onların malları çalınır. Bana muvâfakat et, varalım, onları bekleyelim. İkisi, varıp, hıfz edip, beklediler. Sabâh vakti oldu. Ömer “radıyallahü teâlâ anh” (Es-salât, es-salât), deyip, seslendi. Uyandılar. Emîr-ül mü’minîn dönüp, se’âdethânelerine geldi. Kervân halkından bir kimse, Emîr-ül mü’minînin, arkasından gitdi. Bu kimdir ki, bunları sabâha kadar bekledi. Onu başkalarından süâl etdi. Dediler, o emîr-ül mü’minîn Ömer hazretleridir. Yeryüzündeki insanların en iyisidir. O kişi de varıp, kervân halkına haber verdi ki, emîr-ül mü’minîn Ömer kendisi gelip, biz uyurken bizi beklemiş. Dediler, onun kâfirlere bu derece (mertebe) şefkat ve merhameti olduğuna göre, müslimânlara ne derecede merhametlidir. Biz anladık ki, onun dîni hak dindir. Hepsi kalkıp, Ömer “radıyallahü teâlâ anh”, huzûr-ı şerîflerine varıp, temâmı müslimân oldular.
Sayfa 174 - Hakikat Kitabevi·Kitabı okuyor
1000Kitap
Altmışyedinci Menâkıb: Ömer “radıyallahü teâlâ anh” bir gece Medîne-i münevverede geziyordu. Bir kadın evi içinde kızına dedi ki, kızım bir mikdâr su getir, südün içine kat. Kızı dedi ki, Emîr-ül mü’minîn nidâ etdirmedi mi bugünden sonra, süde su katmayınız. Kadın dedi ki, O şimdi burada değildir. Kız dedi, Ömer burada değil ise, Rabbi buradadır, O görüyor. Ömer “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri onun sözünü işitdi. Evi nişân etdi. Geldi, oğluna dedi ki, senin için bir kız buldum. Onu sana alayım. Ertesi gün o kadının kapısına geldi. Dedi ki, kızını benim oğluma ver. Kadın dedi ki, bende o cür’et yokdur ki, bunu kalbimden geçireyim. Ömer “radıyallahü teâlâ anh” buyurdu: Ben o kızdan işitdim söylediği o sözü ki, hoşuma gitdi. O kızı kendi oğlu Âsım hazretlerine aldı. Abdül’azîz o kızın evlâdından oldu. Abdül’azîzden emîr-ül mü’minîn Ömer bin Abdül’azîz hazretleri vücûda geldi. Onun hilâfeti zemânında kurt koyun ile gezerdi.
Sayfa 173 - Hakikat Kitabevi·Kitabı okuyor
1000Kitap