Perestûû

Perestûû
@perestuu
.... Edep, ilimden önce gelir.... ..... "Hayat, hayâldir.".....
Canım İstanbul
Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar. İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim; O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim. Necip Fazıl Kısakürek
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
2025 Yılında Ne Öğrendim?
1. Rutin hayatın büyük bir nimet oldugunu öğrendim. Sıradan bir hayat çogu zaman insan için büyük bir lütuf. Önemli olan sınırları aşmadan, çerçeveden taşmadan mutlu olmayı becerebilmek.Çünkü göz kamaştıran pırıltılı hayatlar,zifirî karanlıklara gebedir. Her günün bir öncekinin izinden gitmesi neden sıradanlık olsun? Ölçülü bir hayatın içindeki tekrarlar, hayatın kafiyesidir. 2. Her tartışmayı kazanmaya çalışmanın, insanın en büyük yenilgisi olabileceğini ögrendim. Bazı cümleleri yutmak, bazı kapıları çarpmamak büyümekle ilgili bir sey. Yaş ilerledikçe haklı olmaktansa, hafif kalmanın daha önemli olduğu anlaşılıyor. Bu tartışmaya girmeli miyim? Bu cümleyi gerçekten söylemem gerekiyor mu? Bu haklılık bana neye mal olacak?.. Bu sorular insanı yavaşlatıyor ve hırsların üzerine itidalden örülmüs şefkatli bir örtü seriyor. 3. Insana en cok yakışan kumaşın kendi karakteri oldugunu ögrendim. Karakterimiz, varlığımıza biçilmis en doğal kumaş. Onu değistirmeye
1000Kitap
Habîb-i Acemî hazretlerine, bir gün bir genç gelip; "Hocam, ben bir şeyi merak ediyorum" dedi. "Neyi merak ediyorsun?" "Allah beni seviyor mu?" "Sen Allah'ı seviyor musun?" "Vallâhi seviyorum hocam." "Öyleyse O da seni seviyordur. Çünkü Allah seni sevmese, sen Onu sevemezsin." "Hikmeti ne hocam?" "Sevgi yukarıdan gelir evlât. Baba evlâdını sevmezse, evlât onu sevemez. Hoca talebesini sevmezse, talebe hocasını sevemez" buyurdu. Türkiye Gazetesi Bizim Sayfa 31.12.2025
Allahü teâlânın aşkı ile dolmuş, evliyânın büyüklerinden olan, Celâleddîn-i Rûmî hazretleri, ney ve başka hiçbir çalgı çalmadı, raks etmedi. Dünyaya nur saçan Mesnevîsine, her memlekette, birçok dillerde şerhler, açıklamalar yapılmıştır. Bunlardan en kıymetlisi, Mevlâna Câmî'nin kitabıdır ki bu kitapta deniyor ki: "Mesnevînin birinci beytinde, 'Dinle neyden, nasıl anlatıyor ayrılıklardan şikâyet ediyor' deniyor. Ney, islam dininde yetişen kâmil insan demektir. Bunlar, kendilerini ve her şeyi unutmuş, her an, Allahü teâlânin rızasını aranmaktadır. . Ney, Farsçada yok' demektir. Bunlar da, kendi varlıklarından yok olmustur. Ney denilen çalgı, içi bos bir çubuk olup, bundan çıkan her ses, onu çalan kimseden hasıl olmaktadır. O büyükler de, kendi varlıklarından boşalıp, kendilerinde, Allahü teâlânın ahlakı zahir olmaktadır. Neyin üçüncü manası, 'kamış kalem' demektir ki, bundan da, insan-ı kâmil kastedilmektedir. Kalemin hareketi ve yazması kendinden olmadığı gibi, kâmil insanın hareketleri ve sözleri de, hep Allahü teâlâdandır." ikinci Abdülhamid Han zamanında Ankara valisi olan Abidin Paşa, Mesnevî şerhinde, neyin insan-ı kâmil olduğunu,dokuz türlü isbat etmektedir.
Hanefî mezhebinin reîsi olan imam-ı a'zam Ebû Hanîfe, fıkıh ilmini, Hammâd'dan, Hammâd da, İbrâhîm-i Neha'îden, bu da, Alkama'dan, Alkama da, Abdullah bin Mes'ûd'dan (radıyallahü anh), bu da Resûl-i ekremden (sallallahü aleyhi ve sellem) almıştır. Ebû Yûsüf, İmâm-ı Muhammed Şeybânî, Züfer bin Hüzeyl ve Hasen bin Ziyâd, hep İmâm-ı a'zamın talebeleridir. Bunlardan İmam- ı Muhammed, din bilgilerinde, bin kadar kitap yazmıştır. Hicretin 135 senesinde tevellüd, 189 [m. 805] da Rey çehrinde vefât etmistir. Talebesinden olan İmam-ı Şâfi'înin annesini nikâh ettigi için, ölünce, bu kitaplari, imam-ı Şâfi'îye miras kalarak, imam-I Şâfi'înin bilgisinin artmasina hizmet etmistir. Bunun için, imam-ı Şâfi'î, (Yemin ederim ki, fıkıh bilgim İmam-ı Muhammedin kitaplarını okumakla arttı. Fıkıh bilgisini derinlestirmek isteyen, Ebû Hanîfenin talebesi ile berâber bulunsun) dedi. Bir kere de, (Bütün Müslümanlar, İmâm-ı a'zamın ev halkı, çoluk çocuğu gibidir) buyurdu. Yâni bir adam çoluk çocuğunun nafakasını kazandigi gibi,Imâm-ı a'zam da, insanların, işlerinde muhtaç olduklari din bilgilerini meydana çıkarmayı kendi üzerine almış, herkesi güç bir seyden kurtarmıştı. Ïmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe fıkıh bilgilerini toplayarak, kısımlara, kollara ayırdığı ve üsûller, metodlar koyduğu gibi, Resûlullahın ve Eshâb-ı kirâmın bildirdigi îtikat, îman bilgilerini de topladı ve yüzlerce talebesine bildirdi.Talebesinden, (ilm-i kelâm) yâni îman bilgileri mütehassıslari yetisti.