Kalbin mahlûklara bağlılığını yok etmek için en iyi ilâcın zikr olduğu tecribelerle anlaşılmışdır.
Hadîs-i şerîfde, (Zikr ederek, kalblerinin yükünü hafîfletenlerin yolunda olunuz!) buyuruldu.
1. Rutin hayatın büyük bir nimet
oldugunu öğrendim.
Sıradan bir hayat çogu zaman insan
için büyük bir lütuf. Önemli olan
sınırları aşmadan, çerçeveden
taşmadan mutlu olmayı becerebilmek.Çünkü göz kamaştıran pırıltılı hayatlar,zifirî karanlıklara gebedir. Her günün
bir öncekinin izinden gitmesi neden sıradanlık olsun? Ölçülü bir hayatın içindeki tekrarlar, hayatın kafiyesidir.
2. Her tartışmayı kazanmaya
çalışmanın, insanın en büyük yenilgisi
olabileceğini ögrendim.
Bazı cümleleri yutmak, bazı kapıları
çarpmamak büyümekle ilgili bir sey.
Yaş ilerledikçe haklı olmaktansa, hafif
kalmanın daha önemli olduğu
anlaşılıyor. Bu tartışmaya girmeli
miyim? Bu cümleyi gerçekten
söylemem gerekiyor mu? Bu haklılık
bana neye mal olacak?.. Bu sorular
insanı yavaşlatıyor ve hırsların üzerine
itidalden örülmüs şefkatli bir örtü
seriyor.
3. Insana en cok yakışan kumaşın kendi
karakteri oldugunu ögrendim.
Karakterimiz, varlığımıza biçilmis en
doğal kumaş. Onu değistirmeye
Habîb-i Acemî hazretlerine, bir gün bir
genç gelip;
"Hocam, ben bir şeyi merak ediyorum"
dedi.
"Neyi merak ediyorsun?"
"Allah beni seviyor mu?"
"Sen Allah'ı seviyor musun?"
"Vallâhi seviyorum hocam."
"Öyleyse O da seni seviyordur. Çünkü
Allah seni sevmese, sen Onu
sevemezsin."
"Hikmeti ne hocam?"
"Sevgi yukarıdan gelir evlât. Baba
evlâdını sevmezse, evlât onu sevemez.
Hoca talebesini sevmezse, talebe
hocasını sevemez" buyurdu.
Türkiye Gazetesi
Bizim Sayfa
31.12.2025