Merhaba sevgili Opiaalar okuyucuları.
Uzun zamandır bir inceleme ile gelemedim ama bunu telafi edeceğiz. Bugün sizlere Türk edebiyatının önemli kadın yazarlarından Peride Celal’in Üç Yirmidört Saat romanından bahsetmek istiyorum.
Peride Hanım, romanın adını bir doktorun ağzından duyduğu bir ifadeden alıyor ve kitap tam da ismi gibi üç yirmidört saate yayılmış bir zamanı anlatıyor. Eser, konak hayatından apartman hayatına geçmiş üç kuşağın ve bir de köyden gelen yanaşma Ayşe’nin (Dilber) hikâyesini taşır.
Roman, “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.” cümlesiyle açılır. Bu cümleyi kuran kişi, ana karakterlerden Fatmadır. Fatma bu sözü, ameliyata alınan Ayşe (Dilber) için söyler.
Ayşe, çocuk yaşta konağa verilmiş; önce Fatma’nın annesini, sonra Fatma’yı büyütmüştür. Fatma’nın annesi —romanda adı geçmeyen, “Küçük Hanım” diye anılan kadın— gençliğinden beri mide rahatsızlığı çeken, hayatını konağa adamış, fakat aynı zamanda köklü bir memnuniyetsizlik taşıyan biridir. Annesiyle anlaşamaz, onu kızdırmak için elinden geleni yapar. Bir konak yangınından sonra taşınırlar. Yangını Ayşe’nin çıkardığı düşünülür ama gerçek asla kesinleşmez.
Ayşe dış görünüş olarak çirkin sayılabilecek biridir; fakat vefası, çalışkanlığı ve sadakati romanda güçlü bir yer tutar. Küçük Hanım kimseyi sevmemiştir; ta ki kızı Fatma’ya kadar. Fatma ise babasını kaybettikten sonra annesinden tamamen uzaklaşmıştır.
Annesi idealist, çalışan, 1950’lerin modern kadın tipidir. Kızını Batılı bir tarzda yetiştirir, ona özgürlük verir; fakat o özgürlüğü nasıl kullanacağını öğretmez. Bu cümleyi daha sonra Fatma’nın sevgilisi, sol görüşlü genç Ahmetten duyarız.
Fatma tüm şımarıklıklarına rağmen Ayşe’nin yanında durur, ameliyat sürecinde ona refakat eder. Üç yirmidört saatlik süre boyunca bilinç akışı tekniğiyle