Ona söylenen bütün sözler "sus" diye başlamıştır;bütün nesneler 'cıs' diye tanımlanmıştır; bütün meraklar 'hayır' diye yanıtlanmıştır; bütün sevinçler 'ayıp' diye kınanmıştır; bütün sözcükler 'içeri' diye bitirilmiştir; bütün ufuklar 'otur' diye karartılmıştır; bütün büyükler 'doğru diye kutsanmıştır; bütün oyunları ve arkadaşları 'kötü' diye paylanmıştır.Kendisi yoktur artık.Bu yüzden öteki de yoktur.Yalnız bile değildir.Yalnızlık duygusu yoksunudur.Şekilsizdir.Herkese benzediğinden özü de yoktur.Cümlesiz ve fikirsizdir.Her konuda konuşur.Tek bildiği doğru,yüksek sestir.Ya kahramandır bundan ötürü ya hayran.Bilmediği ya da çıkarının olmadığı her şey, yanlış ve tehlikelidir.Acısı varsa da kimsesizdir.Bu yüzden barışın hayatında bir karşılığı yoktur.
"Şiddetin zehirli suyundan doğan bir çocuğun ilk öğreneceği-anne memesinin o doğal şefkat pınarına rağmen-sevgisizliktir.Kim bilir kaç kuşaktan süzülüp gelen kendini sevmeme erdemi,vardığı son halkayı,öncekilerden daha ağır bir ruh sağlığı ile ödüllendirecektir.