Muhtemelen hepimiz bir düşüğün sessizce geçiştirildiği durumları biliriz. Hamileliklerin en az yüzde l5'i düşükle sonuçlanıyor ve toplumun bu noktada yas için pek az alan tanıdığı da ortada. Anne ve baba için trajedi anlamına gelen bu durum, diğerleri tarafından görmezden gelinebilir veya inkar edilebilir ve olayın bir kayıp olarak tanımlanması engellenebilir. Fakat olayların simgesel olarak tanımlanması hayati öneme sahip bir insani ihtiyaçtır.
Çocukluk tarihçisi Philippe Aries eski kültürel tanıklıklarda ölüme hazırlık yapıldığını bulgulamıştı ve hem o hem de Gorer çağdaş problemi tam olarak ölümün bilgiyle olan bu ilişkisinde gördüler. Çağdaş Batı kültürü bu bilgi problemini kendince ele almıştır: bir zamanlar çocuklar ölüm döşeğinin çevresinde toplanırken, günümüzde ölüm döşeğinden gitgide daha fazla ayrı tutulduklarına tanık oluyoruz.
Psikopatların başkalarına empatik kaygı gösterme konusunda kusurları vardır, ama tek başına bu durum, ağır otizm vakalarını değerlendirirken varsayabileceğimiz üzere, mutlaka ahlaksızca davranışlara yol açmaz.