Oğuzhan

Puan vermedi·248 syf.··
2026 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 00:44
Yazar Stefanie Stahl'un duygusal zekâsının oldukça yüksek olduğunu düşünüyorum, normalde bu tarz psikoloji kitaplarını gerçeklikten uzak, dogmatik ve perspektiften yoksun bulurum (örnek İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon) ancak bu kitap oldukça etkiliydi. Bu kitap hem bu korkuyu yaşayanlarların hem de bu korkuya sahip kişilerin yakınları için başucu kitabı olabilir. Kitap oldukça akıcı ve uçtan uca değerlendirmeler, tespitler ve tavsiyeler içeriyor. Kişilik bozuklukları ve örüntüleriyle ilgilenenlerin veya genel psikoloji okurlarının beğenebileceğini düşünüyorum.
1000Kitap
Bağlanma KorkusuStefanie Stahl · İletişim Yayınları · 202584 okunma
Reklam
Bağlanma korkusu olan kişilerle yaşanan birliktelikler, en iyi gittikleri dönemde ve yoğun mutluluk anları arttığında biter. Buna neden olan da, birisine güvenmenin ve kendini ona adamanın sonunun ölümcül bir çöküşle biteceğine dair sarsılmaz inançtan kaynaklanan korkudur.
Alıntı
Narsisistler aşk ilişkilerinde çekilmez insanlardır. Eşlerini idealleştirdikleri fırtınalı geçen kısa bir süreç sonunda önce onları aşağılar, hırpalar sonra da ilişkilerini bitirirler. Eşlerini algılama şekilleri de tıpkı öz farkındalıklarında olduğu gibi idealleştirmek ve aşağılamak arasında gidip gelir.
Alıntı
Bir kalp hastalığı olarak kibir
Tedirgin kaçınganlar düşük özgüven duyguları yüzünden çok kırılgandırlar. Bazıları çocukluklarında olumsuz özgüven duygularını susturabilmek için bir strateji geliştirmiştir. Aşağılık duygularını mükemmel olma çabasıyla dengelemeye çalışırlar. Düşük özgüven duygusuyla mücadele ederek onu boyunduruk altına alır ve onun yerine neredeyse mükemmele varan bir "büyük benlik" yaratırlar. Ama bu ruhsal çaba çok fazla enerji sarf etmelerini gerektirir. Çünkü bu büyük benliğin altında "küçük benlikleri" yatmaktadır. Büyük benlik, küçük benliği kontrolü altında tutabilmek için sürekli yüksek başarılar elde etmek zorundadır. Bunu, yeteneklerini ve dış görünüşlerini daha parlak ve mükemmel göstermek için yorulmadan çabalayarak ve başkalarının yeteneklerini aşağılayarak yaparlar. Bilimsel terminolojide "narsisist" olarak ifade edilen bu kişilik, kendini ikiye katlanan bir özdeğer duygusuyla gösterir. Bu kişiler kendini çok değersiz hissederler. Ama bunu başkalarına belli etmezler. Kendi değerlerini abartırlar, gerçekçi ve doğru olarak saptayamazlar. Başarısızlığa uğradıklarında, örneğin ilişkilerinde reddedildiklerinde ya da mesleklerinde başarısızlığa uğradıklarında, küçük benlikleri parçalanır ve özgüvenlerini tamamen yitirirler. Küçük benlikleri, "Yeteri kadar iyi değilsin, kimse seni sevmiyor, başarırısız biri olduğunu zaten biliyordum, asla beceremezsin" diye kendileriyle alay etmeye başlar. Bu saldırıyı derin bir çöküntü hatta depresyon hali takip eder. Bu yolda ilerlerken ortalama bir yaşam fırsatını da kaçırırlar. Özdeğer duyguları gerçekçi ve ölçülü değildir. Her türlü ortalama değerden nefret ederler. Kendileri asla ortalama insan olmak istemedikleri gibi, bu tür insanları da itici bulurlar.
Alıntı