Sûfi meditasyonu da neymiş? Tanrı neymiş? Kurtuluş neymiş, yani, dünyanın
kurtulması diye bir gerekçe varsa tabii? Hiçbir şey değildi bütün bunlar. Oradaki
-ve Villete dışındaki- herkes kendi yaşamını yaşamaya baksa, başkalarına
karışmaya da kalkmasa, Tanrı her ânın, her buğday tanesinin, gökyüzünde bir
görünüp bir sonraki saniye yok olan her bulut parçasının içinde bulunabilirdi.
Tanrı hep oradaydı, ama insanlar arayışlarını sürdürmek zorunda hissediyorlardı
kendilerini, çünkü yaşamın bir iman gösterisi olduğu gerçeği onlara fazla basit
geliyordu.