İyilik ve kötülüğün göreceli olduğundan, ahlaklı bir yaşam sürdürebilmek için toplumun ahlak anlayışından kurtulmak gerektiğini, özgür düşünceye sahip birinin dininin ne olduğunu konuşurduk.
Asıl soru buydu. Ondan beklediğim, onda aradığım şey neydi? Ben de eksik olan neydi? İyi bir hayatım yok muydu? Hayatımın giderek daralan bir huniye dönüştüğünü kime anlatabilirim? Benim acılarımı, uykusuz gecelerimi, intihar düşüncelerimi kim anlayabilir? Sonuçta bir insanın isteyebileceği her şeyi sahip değil miydim: para, arkadaşlar, aile, güzel, alımlı bir eş, ün, saygınlık? Beni kim rahatlatabilir? “İnsan hayattan başka ne ister ki?” sorusunu sormadan kim dinleyebilir?
Aynaya baktı. 42 yıllık ömrü kalmıştı! 42 yıl daha nasıl dayanacaktı? Yılların geçmesini beklemekle geçecek 42 yıl. Yaşlanan gözlerine bakacağım bir 42 yıl daha. Zamanın hapishanesinden kaçış yok muydu? Ah keşke yeniden başlayabilse! Ama nasıl? Nerede? Kiminle?