Peri

Peri
Translator
Ankara
St. Petersburg
73 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
"kafalarımızın içindeki o inatçı küçük ses bize neden bu kadar eziyet ediyor?" dedi masasının etrafına göz gezdirerek. "bize hayatta olduğumuzu, ölümlülüğümüzü, ruhlarımızı hatırlattığı için olabilir mi acaba çünkü bunlara teslim olmaktan ölesiye korkarız ama yine de kendimizi hiç olmadık ölçüde sefil hissetmekten kurtulamayız. Fakat çoğu zaman bizi benliğimizin farkına en çok vardıran da yine acı değil midir? Çocukken tüm dünyadan ayrı bir birey olduğunu anlamak dilini yaktığında, dizini yardığında senden başka hiç kimsenin ve hiçbir şeyin canının yanmayacağını, her bireyin sızısının ve acısının tamamen kendisine ait olduğunu öğrenmek korkunç bir şeydir. Büyüdükçe ne kadar yakınımız olursa olsun hiç kimsenin bizi gerçek anlamda anlamayacağını öğrenmek ise daha da korkunçtur. Bizi en mutsuz eden bizzat kendi benliklerimizdir ve işte tam da bu yüzden benliklerimizi yitirmek için yanıp tutuşuruz, sizce de öyle değil mi?”
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Pek çok farklı hocaya sahip olmanın genç bir zihin için zararlı ve kafa karıştırıcı olduğunu düşünüyorum. Aynı şekilde, yüz kitabı öylesine okumaktansa tek bir kitabı derinlemesine öğrenmenin çok daha iyi olacağına inanıyorum," dedi. "Çağdaş dünyanın benimle aynı fikirde olmadığının farkındayım ama sonuçta Platon'un tek bir hocası vardı, Iskender'in de öyle.”
Şimdi geriye bakıp o zamanki koşulları ve kendi yaradılışımı düşününce ister Biarritz'de ister Karakas'ta ya da Capri Adasında yaşayayım, yine de mutsuz olacağımı görebiliyorum ama o zamanlar mutsuzluğumun yaşadığım yerden kaynaklandığına kendimi inandırmıştım. Belki kısmen öyleydi de. Milton insan, cenneti de chennemi de kendi kafasında yaratır derken bir noktaya kadar hakli olsa da Plano kasabasi kurulurken cennetten ziyade acinasi bir sehrin örnek alındığı belliydi.
Geçenlerde on sekiz yaşlarımdayken eski bir deftere karaladığım şu satırları buldum: "Buradaki her sey çürük korkuyormuş gibi geliyor bana, fazla olgunlaşmış meyvelerdeki gibi bir çürümüşlük kokusu bu. Bu korkunç doğum, çiftleşme ve ölüm düzeneği, Yunanların miasma, yani kirlilik dedikleri hayatın bu ürkütücü kargaşası başka hiçbir yerde aslında bu denli vahşi olmasına karşın güzel görünsün diye bu kadar allanıp pullanmamıştır herhalde. Ve insanlar başka hiçbir yerde her şeyin değişebileceği yalanına ve ölüme, en çok da ölüme, ne olursa olsun ölüme böylesine inanmamıştır.”
Bence benim ölümcül hatam ne pahasına olursa olsun göze güzel görünen şeylere duydugum hastalıklı özlem.