pessoalone

pessoalone
@pessoalone
Öyleyse kim kurtaracak beni var olmaktan?
Ağzımın tadı yoksa, hasta gibiysem, Boğazımda düğümleniyorsa lokma, Buluttan nem kapıyorsam, vara yoğa Alınıyorsam, geçimsiz ve işkilli, Yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa, Denize bile iştahsız bakıyorsam, Hep bu boyu devrilesi bozuk düzen, Bu darağacı suratlı toplum.. ● Oktay Rifat
Edebiyat
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
● Bir çocuğun mavi düşlerinde kuş olsam.. Uçsam.. Uçsam..
Biliyor musunuz, samimiyeti özledim. Çıkarsız, özverili insan ilişkilerini… İnsanların barışmak için çaba gösterdiği, küsmelerin kısa sürdüğü günleri özledim. Sosyalleştiğimiz yerin medya değil, meydan olduğu günleri... Çocukluğumu özledim mesela. Topaç çevirmeyi, misket oynamayı, sokaklardan gazoz kapağı toplamayı, tasoları, sporcu kağıtlarını ve bunları somya döşeğinin altında saklamayı özledim. Kızlar görecek diye, sınıfa girmeden önce tuvaletin aynasında saçlarımı düzeltmeyi, okuldan döndükten hemen sonra salçalı ekmekle sokağa koşmayı özledim. Gülmeyi, çocuk olmanın yüzüme yerleştirdiği masumiyeti ve sevinci özledim. Çocukluk ne zaman bitecek, ne zaman büyüyeceğim, hayat nerede başlayacak diye beklerken, hayatın ortasında buldum kendimi. Kimse gülmüyor artık, herkes mutsuz, kimse güvenmiyor. İçinde yorgunluğun, hüznün, tükenmişliğin ve acının olduğu bir mutsuzluk pazarı herkes. Birilerinin gelip kendilerini kurtarmasını bekliyorlar. Güneşe ayna olan samimiyetimizi hangi karanlıkta yitirdik? Yüreğimizi titreten üşüme, hangi ayazın tasviri? Hangi kabalığın duvarıdır anlayışımızı perdeleyen? Ey tekerrür eden u/mutsuzluğum! Seni hangi yaramın altında saklayayım? Bu tütün sarısı hüznümü hangi sevinçle takas edeyim? Bir işçi yorgunluğu içinde ruhum. En kötüsü de ne biliyor musunuz? Sevmeyi unuttuk. Çocuklar gibi sevmeyi... Bildiğimiz tek şiddet, yakartopu arkadaşımıza isabet ettirmekti çocukken. Oysa topu atmak için gerilen ellerimiz şimdi hayvana, çocuğa, kadına vurmak için kalkar oldu. Sevgimizi söylemek için kullandığımız dilimiz, nefretten bir ıslık şimdi. Yalnızca koşunca çarpan kalbimiz, nefretle, öfkeyle, şehvetle çarpıyor şimdi. Ne oldu bize? Yitirdiğimiz neydi? Çocukluğumuzla beraber geçmişe gömdüğümüz masumiyetimiz miydi? İnsanlığımız mı yoksa? Çocukken
Edebiyat
● Ulan öldürdüler bizi bu pezevenkler..
Ulan öldürdüler bizi bu pezevenkler Bir tek günümüz geçmiyor ahsız ofsuz Bir tek günümüz geçmiyor borçsuz harçsız Bir tek günümüz be yahu, bir tek günümüz oh diyesi Ulan öldürdüler bizi bu pezevenkler Yahu kimin bu topraklar Yahu kimin bu denizler Bu ormanlar bu tirenler bu gemiler uçaklar Bu madenler kimin yahu? Kıydılar alımıza morumuza bu pezevenkler Kıydılar yazımıza baharımıza İşimiz gücümüz mayın taramak İşimiz gücümüz ölü taşımak İşimiz gücümüz umuda yatmak Ulan öldürdüler bizi bu pezevenkler.. ● Hasan Hüseyin Korkmazgil
Edebiyat
"Kaçtığın şey içinde saklıysa eğer, gittiğin yere onu da götürürsün.." ● Paul Auster
Edebiyat
“İnsanlık mutasyona uğramış, aşı tutmaz, bilirim..”
Edebiyat