pessoalone

pessoalone
@pessoalone
Öyleyse kim kurtaracak beni var olmaktan?
Camların çok kirlendiğini düşünen kadına,
Puan vermedi·114 syf.··
2026 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 21:03
Epeydir bu şiir kitabını okumak için bekliyorum. Didem Madak çünkü tesiri cok yıkıcı oluyor. Aslında üç şiir kitabını da yeniden alıp baştan sona okumak istiyorum. Üçüncüyü okurken, ilk ikisi nasıldı diye düşünmeden edemedim; aklımda kalan parçalar var ama bu kitap sanki onlardan bambaşka bir yere düşüyor. Farkı tam olarak ne, onu henüz adlandıramıyorum. Belki de bunu anlayabilmek için diğer iki kitabı yeniden, daha dikkatle okumam gerekecek. Zamana bırakıyorum; geniş bir zamanda, sindire sindire bakacağım. Kitabın girişinde, şairin çok hasta olduğu bir dönemde ve yakınlarının ısrarıyla bu şiirleri yazdığı anlatılıyor. Bu bilgi, okuduğum her dizeye başka bir ağırlık katıyor. Çünkü artık sadece bir şiir değil, aynı zamanda zamana karşı yazılmış bir şey okuduğumu hissediyorum. Şiirlerini ithaf ettiği isimler de dikkat çekici: Timur, Deniz, İzmir ve Zeyna… Özellikle Zeyna’ya yapılan ithaf, insana “neden?” sorusunu sorduruyor. Bir de büyüdüğü şehir olan İzmir’e… Bu seçimlerin her birinde saklı bir hikâye var gibi. Ve belki de pek çok okurun gözünden kaçabilecek küçük ama anlamlı bir detay: Andersen’in Karlar Kraliçesi’nden alınan pasajda geçen “edebiyet” kelimesi. Bu kelime, sanki yalnızca edebiyatı değil; sanatı yapabilmeyi ve onu özgürce ifade edebilmeyi de ima ediyor. Şiir kitabı neşeli bir girişle başlıyor ve ben bir an için bu kez melankolinin daha geri planda kalacağını düşünüyorum. Daha hafif, daha neşeli bir ton bekliyorum. Ama öyle olmuyor. O tanıdık duygu, yine kendine yer buluyor. “Büyümüş Çocuk” şiiri özellikle çarpıcı. İçindeki bazı dizeler uzun süre aklımda kaldı: “Pardon diyorum ayağıma bastığında dünya Saçlarımın ucundan başlıyor kırılma Kelimelerin tadına bakıyorum Zehrinden korktuğum acı kelimeler yutuyorum yanlışlıkla.” Bu kırılganlık, hemen
Pulbiber MahallesiDidem Madak · Metis Yayıncılık · 200711,6bin okunma
pessoalone isimli okura yanıt verildi
pessoalone
Bilmukabele.. Haklısınız. Birçok şair anlaşılmak istemez ve öyle yazar şiirlerini. Yazdıkları şiirlerin gerçek anlamını yalnızca kendileri bilirler. Bizim ise yalnızca yüzeysel olarak anlamamızı sağlarlar. Bu sebeptendir ki: “Mana, şairin karnındadır” derler.. Ama Didem öyle değil! Anlaşılmak için çırpınmış gibi sanki. Ya da ben onu gerçekten anlamak istedim. Anlayabildim mi? Bilmiyorum. Ama onun hüznünü hissedebildiğime eminim. Bu yüzden Didem’in bendeki yeri çok ayrı..
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Camların çok kirlendiğini düşünen kadına,
Puan vermedi·114 syf.··
2026 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 21:03
Epeydir bu şiir kitabını okumak için bekliyorum. Didem Madak çünkü tesiri cok yıkıcı oluyor. Aslında üç şiir kitabını da yeniden alıp baştan sona okumak istiyorum. Üçüncüyü okurken, ilk ikisi nasıldı diye düşünmeden edemedim; aklımda kalan parçalar var ama bu kitap sanki onlardan bambaşka bir yere düşüyor. Farkı tam olarak ne, onu henüz adlandıramıyorum. Belki de bunu anlayabilmek için diğer iki kitabı yeniden, daha dikkatle okumam gerekecek. Zamana bırakıyorum; geniş bir zamanda, sindire sindire bakacağım. Kitabın girişinde, şairin çok hasta olduğu bir dönemde ve yakınlarının ısrarıyla bu şiirleri yazdığı anlatılıyor. Bu bilgi, okuduğum her dizeye başka bir ağırlık katıyor. Çünkü artık sadece bir şiir değil, aynı zamanda zamana karşı yazılmış bir şey okuduğumu hissediyorum. Şiirlerini ithaf ettiği isimler de dikkat çekici: Timur, Deniz, İzmir ve Zeyna… Özellikle Zeyna’ya yapılan ithaf, insana “neden?” sorusunu sorduruyor. Bir de büyüdüğü şehir olan İzmir’e… Bu seçimlerin her birinde saklı bir hikâye var gibi. Ve belki de pek çok okurun gözünden kaçabilecek küçük ama anlamlı bir detay: Andersen’in Karlar Kraliçesi’nden alınan pasajda geçen “edebiyet” kelimesi. Bu kelime, sanki yalnızca edebiyatı değil; sanatı yapabilmeyi ve onu özgürce ifade edebilmeyi de ima ediyor. Şiir kitabı neşeli bir girişle başlıyor ve ben bir an için bu kez melankolinin daha geri planda kalacağını düşünüyorum. Daha hafif, daha neşeli bir ton bekliyorum. Ama öyle olmuyor. O tanıdık duygu, yine kendine yer buluyor. “Büyümüş Çocuk” şiiri özellikle çarpıcı. İçindeki bazı dizeler uzun süre aklımda kaldı: “Pardon diyorum ayağıma bastığında dünya Saçlarımın ucundan başlıyor kırılma Kelimelerin tadına bakıyorum Zehrinden korktuğum acı kelimeler yutuyorum yanlışlıkla.” Bu kırılganlık, hemen
Pulbiber MahallesiDidem Madak · Metis Yayıncılık · 200711,6bin okunma
pessoalone
Çok güzel ve detaylı bir inceleme olmuş. Tebrik ederim. Kapanış cümlesiyle her şeyi özetlemişsiniz aslında. Gerçekten öyle. Bu kitabı okumak yetmez, düşünmek lazım. Düşünmek yetmez, anlamak lazım. Anlamak yetmez, sindirmek lazım. Maddesel olarak ince, ama duygusal anlamda çok kalın bir kitap. Yani bir çırpıda okunabilir, ama bir çırpıda silinip gitmez akıldan. Dolayısıyla; şiir deyip geçemiyor insan! Çünkü; bu kitapta yazılanlar şairin, yalnızca şiirleri değil, hayatıdır aslında. Kısacası; otobiyografi niteliğinde bir kitap dersek, yanlış olmaz herhalde. Şiir seven herkesin bu kitabı okumasını ve anlamasını dilerim.. Sizin vesilenizle Didem Madak’ı tekrardan anmış oldum. Huzur içinde uyusun..
Mavimsi sevgi
Bizde 'seni seviyorum' denmez kitap hediye edilir 📚✨🤍🎁 Genelde Ahmed Arif'in Hasretinden Prangalar Eskittim'i :) Sadece kitap okuyanlar bilir yattığı anlamı ;) Yılmaz Güney'in 'Arkadaş' filminde bu kitaptan pasajlar okunur ve ardından yazarın şiir kitabı geniş bir okur kitlesine sahip olur 📚✨🤍 Kitabı da filmi de şiddetle tavsiye ederim 😌 Hasretinden Prangalar Eskittim Ahmed Arif Yılmaz Güney Arkadaş ♥️
1000Kitap
pessoalone
Sevdiklerinize; Ahmed Arif’in, “Hasretinden Prangalar Eskittim” kitabını hediye ettikten sonra, “Seni seviyorum” demeseniz de olur hocam.. Zira, dünyada bundan daha samimi bir kitap olduğunu sanmıyorum. Dolayısıyla, bu kitabı sevdiklerinize hediye etmeniz gerçekten çok manidar. Ben de, okumayanlara ısrarla tavsiye ediyorum. Okuyanlara selam olsun..
● Şairlere otopsi yapılmaz..
9/10
·114 syf.·
2018 38. kitabı
● Hayatı; (Yaşanmış varsayılan) Didem Madak’ın, annesi Füsun’la başlayan hikayesi, kızı Füsun’la son bulmuş ve yakalandığı kolon kanseri yüzünden tıpkı annesi gibi genç yaşta (41) yaşamını yitirmiş.. Anlayacağınız; Ne çocukken ne de anneyken Füsun’larına doyamamış bir şair.. O kendi deyimiyle “ütüsüz ve buruşuk gezdirdiği bir ruha sahip” ve diğer şairlerimiz gibi şair olma düşüncesiyle almamış kalemi eline.. Şiir yazmaya yalnızlıktan, daha da çok annesizlikten başlamış. Genç yaşta veda etmek zorunda kaldığı kızına mektubunda da bunu açıkça belirtmiş.. Kızı Füsun’a yazdığı mektup, yazdığı son satırlar olarak bilinir.. Canım kızım; Sana mektup yazacağım. Çünkü artık başka bir şey yazamıyorum. Bu konuda pek de dertli değilim doğrusunu istersen. Sen bana belki bugüne kadar yazdığımdan başka türlü bir yazı yazmayı öğretirsin. Kendimi bir sonbahar ağacı gibi hissediyorum. Mutlu bir sonbahar ağacıyım ben. Yere düşen yapraklarımı eğilip topluyorum. Saçıma tutuyorum. Bakın yakışmış mı diye soruyorum. Sonra yaprakları havaya savuruyorum. Ben iki kişilik bir kabilenin me isimli kölesiyim. Çünkü sen acıktığında me diye ağlıyorsun ve bu ismimi seviyorum! Canım kızım, cehaletimden şair oldum.. Annesizlikten.. Sen sakın şair olma.. ● Kısaca kitap; Şair; kitabın başında da belirttiği gibi ısrar üzerine yazmış Pulbiber Mahallesi’ni. “Pulbiber Mahallesi’nde” Galata Kuledibi’nde yaşadığı Tom Tom Mahallesi’ni anlatıyor. Mahallenin, yaşamını, insanlarını ve özgünlüklerini şiire dökmüş.. Bir otobiyografi niteliğinde yazdığı şiirleri ve şiirlerindeki karakterlerin hepsi birebir gerçektir.. Şair olma hevesiyle değil de yalnızlığını az da olsa giderebilmek, acılarını anlatabilmek ve özgürleşebilmek için yazmış.. ● Yorum; “Her ölüm erken ölümdür’’ derken haklıydı şair ama Didem
Edebiyat
Pulbiber MahallesiDidem Madak · Metis Yayıncılık · 200711,6bin okunma
P.G. isimli okura yanıt verildi
pessoalone
Vakit ayırıp okuduğunuz için asıl ben teşekkür ederim..