Bir yerlerden, çok eskilerden, büyüdüğümüz ortamdakilerin davranışlarından öğrendik bazı durumlarda kendimizi tehdit altında hissetmeyi, bazı insanların etrafında rahatsız olmayı, bazı meselelere çok kafa yormayı, başarı kotamızı çok yukarılara koymayı, bize bizim onlara baktığımız gibi bakmayacak insanları hayatımıza almayı, değersiz olduğumuza inanmayı... Kendimizle böylesine acımasızca konuşmayı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Belki de Mevlana'nın dediği gibi, "her geleni alnımızın akıyla misafir etmeli", "karanlık düşünce, utanç ve garez, hepsini gülerek karşılamalı." Kabul etmeli içeriye. Bunca yıl kaçtık, bunca yıl savaştık, belki de artık bu amaçtan vazgeçmeli. Lakin temkinli olmakta fayda var zira "bu duyguyu yok etmeliyim" ne kadar katıysa, "Bu duyguyu kabul etmeliyim!"de o kadar katıdır.
Bilinçli farkındalıkta kökenine sadık kalınan kabul, deneyimlerimize(hoşumuza giden ve gitmeyen) karşı verdiğimiz mücadeleyi ve direnci serbest bırakarak, hem deneyimimize hem de deneyimi deneyimleyene, kendimize, şefkatle yaklaşmak, şu anda ne oluyorsa olmasına izin vermek demektir.
Ağustosböceklerinin sesini fark etmeden önce yapmaya niyet ettiğim şeyi yapmaya, yazı yazmaya başlayabilirim. Bu esnada duyduğum tüm seslerin, hoş olanların da hoş olmayanların da, oldukları gibi kalmalarına izin verebilirim. Şu anın nasıl olması gerektiği ile meşgul olmak yerine, nasıl olduğuyla ilgilenebilirim. Anı olduğu gibi deneyimlerken, daha farklı olması gerektiğine dair düşüncelerimin, tıpkı otobandan geçen arabalar gibi, gelip geçmelerine müsade edebilirim. Odak noktamı genişletip, ağustosböceklerinin şu anki deneyimimin yalnızca bir parçası olduğunun farkına varabilirim. Onlara karşı direncimi biraz olsun serbest bırakabilirim. Onları oldukları gibi kabul edebilirim.